Hürriyetçi Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanlığımız, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Kocaeli’deki sağlık kuruluşlarında görev yapan çalışanlara 3 bin adet kokart dağıttı.Kocaeli Şube Başkanlığı, Cumhuriyetin kuruluşunun 103. yıl dönümünde anlamlı bir etkinliğe imza attı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında sağlık çalışanlarının yakalarına takmaları için özel olarak 3 bin adet kokart yaptırıldı.Faaliyet alanına giren kurum ve kuruluşlarda görev yapan İş Yeri Temsilcileri tarafından hazırlanan kokartlar; sağlık çalışanlarına ve sağlık kuruluşlarından hizmet alan vatandaşlara coşkuyla dağıtıldı. Çalışanlar, yapılan bu anlamlı ve nazik çalışmadan duydukları memnuniyeti dile getirerek etkinliğe büyük ilgi gösterdi.Şube Başkanımız Serkan Kökduman’dan Birlik ve Beraberlik VurgusuKutlamalar vesilesiyle bir açıklama yapan Kocaeli Şube Başkanımız Serkan Kökduman, Cumhuriyetin değerine ve korunması gerektiğine dikkat çekti:"Cumhuriyet bayramımızın 103. yıl dönümünü büyük bir gururla kutluyoruz. Nice bedeller ödenerek, binlerce şehit verilerek Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak, yaşatmak, sendikamızın temel şiarıdır."Ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik tehditlere karşı her zamankinden daha fazla kenetlenilmesi gerektiğinin altını çizen Kökduman, sözlerini şöyle sürdürdü:"Bu ülkede yaşayan, huzur ve barış isteyen, bayrağına, vatanına, milletine aşık olan herkesin tıpkı Kurtuluş Savaşında, Sakarya Meydan Muharebesinde, Çanakkale Savaşlarında olduğu gibi bugün de ülkemizi bölmek, insanlarımız arasında nifak tohumları ekmek isteyen kan emicilere, bölücü güruha, Cumhuriyetini içine sindiremeyenlere karşı omuz omuza, yürek yüreğe, topyekûn kahramanca mücadele etmesi gerekir.Cumhuriyetin çocukları olan bizler, çocuklarımızın, torunlarımızın, gelecek nesillerin özgürce alabileceği nefes, bağımsız yaşayabileceği, kan ve gözyaşı dökmeden, barış ve huzur içinde, gururla barınabileceği bir vatan bırakmalıyız, bu yönde geçmişte yapılan mücadeleyi diri tutmalıyız. Bu vesileyle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 103. yıldönümünü kutluyor; Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve aziz şehitlerimizi saygı, şükran ve rahmetle anıyorum."
Genel Başkanımız Muhammet BİRİNCİ, Genel Başkan Yardımcılarımız Selma UYANIK ve Süleyman UYANIK, Basın ve Sosyal Medya Sorumlumuz Can GÜNEŞ ile Etlik Şehir Hastanesi Temsilcilerimizden Gökhan SAVRAN ve Kemal YAĞMUR’dan oluşan heyetimiz, Ankara İl Sağlık Müdürü Sayın Uzm. Dr. Ali Niyazi KURTCEBE’yi makamında ziyaret etti.Ziyarette, sağlık çalışanlarımızın saha ve hastanelerde yaşadığı temel sorunlar ile üyelerimizin talepleri Sayın İl Sağlık Müdürüne iletildi.FORMA KALİTESİ VE STANDARTLARISağlık çalışanlarına temin edilen formalarla ilgili yaşanan sorunlar ve beklentiler İl Sağlık Müdürüne aktarılmıştır. Sayın Kurtcebe, konunun yakın takipçisi olduklarını belirterek, önümüzdeki dönem itibarıyla hem kumaş kalitesi hem de renk standartları açısından çalışan memnuniyetini sağlayacak kapsayıcı bir çalışmanın şimdiden başlatıldığını ifade etmiştir.KREŞ HİZMETLERİ VE YENİ ÇALIŞMALARÇalışanlarımızın en önemli taleplerinden biri olan kreş ihtiyacına yönelik talebimize karşılık İl Müdürlüğü bünyesinde kreş hizmetlerinin sunulmaya başlandığını, Etlik Şehir Hastanesi yerleşkesinde kurulacak kreş için etüt ve yer tespit çalışmalarının tamamlandığını, fiziki imkânları uygun olan diğer hastanelerde de eş zamanlı süreçlerin yürütüldüğünü ifade etmişlerdirSENDİKAL AYRIMCILIKSaha ziyaretlerimizde sıkça karşılaştığımız; bazı yöneticilerin sendikal ayrımcılık yaptığı, çalışanlara psikolojik baskı uygulayarak belirli sendikalara yönlendirmeye çalıştığı ve görevlendirmelerde taraflı davrandığı yönündeki şikâyetler Sayın İl Sağlık Müdürüne açıkça iletilmiştir.NÜKLEER TIP TIBBİ SEKRETERLERİNE DOZİMETRE TALEBİEtlik Şehir Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi'nde görev yapan tıbbi sekreterlerimizin; radyoaktif madde uygulanmış hastalarla yakın temasta bulunmaları, radyasyon riski taşıyan gözetimli/kontrollü alanlarda yer almaları ve olası sızıntı/kaza durumlarında ilk maruziyet riskiyle karşı karşıya olmaları nedeniyle kişisel dozimetre ile düzenli olarak izlenmeleri gerektiği vurgulanmış, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verilerek destek talep edilmiştir.Nazik ev sahipliği dolayısıyla Ankara İl Sağlık Müdürümüz Sayın Uzm. Dr. Ali Niyazi KURTCEBE’ye teşekkür ederiz.
Hürriyetçi Sağlık Sen Genel Merkezi tarafından 10 Ekim 2026 Tarihinde Kocaeli MÜSİAD toplantı salonunda gerçekleştirilen Eğitim ve Bilgilendirme toplantısına sendika Genel Başkanı Muhammet Birinci, Genel Başkan Yardımcıları, Şube ve İl Başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve Kocaeli şube başkanlığının faaliyet alanındaki işyeri temsilcileri iştirak etmiştir.Son derece verimli geçen toplantıda bir konuşma yapan Hürriyetçi Sağlık Sen genel başkanı Muhammet Birinci, Dönemsel çalışma programımız kapsamında "Bağımsız Sendikal Mücadele Seferberliği başlattıklarını ifade ederek çarpıcı açıklamalarda bulundu.KPDK Toplantısı Sarı Renklerin Buluşma NoktasıKamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantıları, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 21. Maddesinde belirlenen gündemin dışında, yetki sınırlarını aşan konuların konuşulduğu bir tiyatroya dönüştüğünü ifade eden Birinci, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının duruma sessiz kalmasına bir anlam veremediklerini ifade etti. Toplu Sözleşme kapsamında olan ve KPDK toplantısında çözüme kavuşturulması mümkün olmayan gündem dışı konuların konuşulması ve kamu çalışanlarına duyurulması iki yüzlülülüğün apaçık nişanesidir. Dedi8. Dönem Toplu Sözleşme ve Hakem Kurulu İhaneti8.Dönem Toplu Sözleşme sürecinde müzakere yeteneğini kaybeden konfederasyon ve sendikaların kamu çalışanlarının 2026 ve 2027 yıllarını kapsayan ücret artışlarının tahmini enflasyonun dahi altında olmasına göz yumması teslimiyetin bir göstergesidir şeklinde açıklama yapan Birinci, toplu sözleşme masasına katılan sendikalar eğer hakem kuruluna üye vermemiş olsaydı zam oranları daha yüksek olacaktı. DediEnflasyon Farkları Maaşlara "Aylık" Olarak YansıtılmalıdırKamu çalışanlarına reva görülen ücret artışlarının enflasyonun gerisinde seyrettiğini ifade eden Hürriyetçi Sağlık Sen genel başkanı Muhammet Birinci, her altı ayda bir ücret artışları ile birlikte ödenen enflasyon farkları kamu çalışanlarının ekonomik kaybına neden olmaktadır. TÜİK’in sahte, ısmarlama ve gerçeği yansıtmayan enflasyon oranlarının gerisinde yapılan ücret artışlarının enflasyon karşısında erimesini en azından stabil hale getirmek için enflasyon farklarının aylık ödenmesi gerektiğini ifade etti. Bu düzenlemeyi yaptıramayan yetkili sendikanın kamu çalışanlarının hak ve menfaati için mücadele ettiğini ifade etmesi ne kadar doğru ve ne kadar inanılır olduğuna çalışanlar şahittir dedi.5510 Sayılı Kanun Mağduriyetine Son Verilmelidir1 Ekim 2008 sonrası göreve başlayan ve 5510 sayılı Kanuna tabi olan kamu çalışanları bu tarihten öce memur olmuş kamu çalışanlarının emekli maaşlarına oranla %25 daha düşük emekli aylığı alacaklarını biliyoruz. Bu mağduriyeti yaşayacak kamu çalışanlarına seslenen Birinci, yatıp kalkıp bu meseleyi gündem etmesi gerekirken, iktidarın ve bürokrasinin yandaşlığına soyunan toplu sözleşmeye katılan yetkili konfederasyon ve sendikaların yakalarına yapışmalarını istedi.Çalışanlara Promosyonla Değil Gönlünüzce YaklaşınÇalışanların temel haklarını masada satanların, birkaç hediyeyle veya promosyon vaatleriyle göz boyamaya çalışması sendikacılık değildir! Bizler promosyon yerine çalışanların birlik ve beraberliklerini, dayanışmalarını artıracak etkinliklerle çalışanların moral ve motivasyonunu artırmayı hedefliyoruz diyen Birinci, bu etkinliklerle sağlık ve sosyal hizmet çalışanları hem işyerinde etkin ve verimli bir şekilde görev yapmalarına aracılık edeceğiz ve hem de çalışanların iş doyumlarını sağlamaya katkıda bulunacağız dedi.
Bilindiği üzere, 9 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği Değişikliği’nin 16. maddesiyle, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 31. maddesinde kritik düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan bu DÜZENLEME İLE birinci basamak sağlık hizmetlerinde tamamen Bakanlıkça belirlenen merkezi yazılım sistemine geçiş zorunlu kılınmıştır.SAHADA YENİ BİR MALİ YÜK KAYGISI HÂKİMDİRVeri güvenliği ve entegrasyon amacıyla atılan bu adım, sahada görev yapan yüz binlerce Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanı nezdinde ciddi endişelere yol açmıştır. Kullanımı zorunlu tutulan bu yeni Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi (SBYS) nedeniyle, ilerleyen süreçte sağlık çalışanlarımızdan lisans bedeli, aylık/yıllık abonelik, güncelleme, teknik destek veya veri depolama gibi adlar altında herhangi bir ücret talep edilip edilmeyeceği tam bir muammadır.Sağlık çalışanlarımız hali hazırda enflasyon, yüksek işletme maliyetleri ve ağır iş yükü altında ezilirken, Bakanlık tarafından dayatılan bir sistemin mali faturasının da çalışanlara çıkarılması asla kabul edilemez.SAĞLIK BAKANLIĞINA BAŞVURUMUZU YAPTIKSağlık Bakanlığına yaptığımız başvuruda, kullanımı zorunlu kılınan SBYS yazılımı için Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanlarından ilerleyen dönemde lisans, abonelik, güncelleme veya sunucu bedeli altında herhangi bir ücretin talep edilip edilmeyeceği hususundaki belirsizliğin bir an önce giderilmesini ve sahada oluşan bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması amacıyla bir genel yazı ile tüm aile hekimlerinin bilgilendirilmesini talep ettik. TAKİPÇİSİ OLACAĞIZBakanlık tarafından zorunlu kılınan her türlü altyapı, yazılım ve donanım hizmetinin kamu eliyle ve tamamen ücretsiz olarak sunulması devletin asli görevidir. Aile hekimliği çalışanları birer yazılım müşterisi değil, kamu hizmeti sunan sağlık emekçileridir.Hürriyetçi Sağlık Sen olarak Sağlık Bakanlığını; sahadaki belirsizlikleri derhal gidermeye, zorunlu SBYS programının tamamen ücretsiz olduğunu ve ilerleyen süreçte hiç bir surette ücret alınmayacağını resmi yazıyla 81 il teşkilatına duyurmaya ve sağlık çalışanlarının üzerindeki mali baskıları artıracak her türlü uygulamadan vazgeçmeye davet ediyoruz
Hürriyetçi Sağlık Sen genel başkanı Muhammet Birinci, TÜİK’in haziran ayı enflasyon oranının açıklanması ile kamu çalışanlarının netleşen Temmuz maaş artışları konusunda bir basın açıklaması yaparak iktidarı ve toplu sözleşmeye katılan sendikaları sorumlu tuttu. Birinci açıklamasında kamu çalışanlarının ücretlerinin kişi başına düşen milli gelire göre artırılmasını istedi.MAAŞLAR ERİYOR TÜİK, İKTİDAR VE YETKİLİ SENDİKA ORTAKLIĞIYLA MEMURA SEFALET DAYATILIYOR!TÜİK’in çarşı-pazarın ve mutfağın gerçeklerinden tamamen kopuk ısmarlama Haziran ayı enflasyon verileriyle, kamu çalışanlarına reva görülen Temmuz ayı maaş zammı tiyatrosu bir kez daha sahnelenmiştir.Açıklanan düzmece verilere göre; %6.52 enflasyon farkı ve toplu sözleşmedeki %7’lik komik artışla birlikte, kamu çalışanlarının ücretlerine toplamda %13.52 oranında bir artış yapılacaktır.Hürriyetçi Sağlık-Sen olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu bir zam değil; siyasi iktidarın, TÜİK’in ve masada memuru satan yetkili sendikanın ortaklaşa vebalini taşıdığı bir hak gaspıdır!Halkın enflasyonunu gizleyip talimatla veri açıklayan TÜİK, memurun cebindeki parayı iktidarın politikalarına göre formüllerle çalmaktadır.ALGI GERÇEKLERİN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZ:Bir takım çevreler, enflasyon farkını sanki bir "müjde" ya da "zam" gibi sunarak kamuoyunda memura çok para veriliyormuş algısı yaratmaktadır. Oysa yapılan bu artışla memur, yoksulluk sınırının fersah fersah altında açlığa mahkûm edilmektedir.TOPLU SÖZLEŞMEYE KATILAN SENDİKALAR SORUMLULUK ALMIYOR:Toplu sözleşme masasında memurun hakkını, emeğini üç kuruşa teslim eden; sarı sendikacılıkla iktidarın kapıkulu haline gelen malum yetkili sendika, bu sefaletin en büyük ortağıdır. İşverenin verdiğine rıza gösteren, memur enflasyon altında ezilirken koltuk sevdasına düşen toplu sözleşme sendika heyeti, kamu çalışanlarının sırtındaki en büyük yüktür!HAKLARIMIZ ÜÇ AYDA BUHAR OLUYOR, MEMUR CEPTEN HARCIYOR!Ocak ve Temmuz aylarında yapılan, o çok övündükleri artışlar daha üçüncü aya ulaşmadan enflasyon canavarı karşısında eriyip buhar olmaktadır. Kamu çalışanları bir sonraki zam dönemine kadar sürekli borçlanmakta, cepten harcamaktadır. Altı ay geriden gelen enflasyon farkı, memurun aylar önce kaybettiği alım gücünü telefi etmekten acizdir.HÜRRİYETÇİ SAĞLIK-SEN OLARAK TALEPLERİMİZ NET VE AÇIKTIR:Kamu çalışanlarının insanca yaşayabileceği bir ücret düzenine kavuşması için bu sefalet düzenine derhal son verilmelidir:Enflasyon Farkı Aylık Ödenmelidir:Şaibeli TÜİK verileri değil; bağımsız, bilimsel ve özel kuruluşların verileri baz alınmalı, kayıplarımız aylık olarak maaşlara yansıtılmalıdır.Mutlaka Refah Payı Verilmelidir:Memur, ülkenin büyümesinden payını almalıdır. Alım gücünü yükseltmek için maaşlara net refah payı eklenmelidir.Ücretler Milli Gelire Oranlanmalıdır:Memurun maaşı, iktidarın insafına veya TÜİK'in manipülasyonuna göre değil, milli gelire oranlanarak adil bir şekilde belirlenmelidir.
KAMU ÇALIŞANLARININ EKONOMİK DURUMLARI, DOĞURGANLIK HIZININ AZALMASINDA ÖNEMLİ BİR ETKENDİRHürriyetçi Sağlık Sen Genel Başkanı Muhammet Birinci, ülkemizde doğurganlık hızında yaşanan düşüş nedeniyle yaptığı basın açıklamasında önemli tespitler yaptı. Birinci basın açıklamasında iktidara ve toplu sözleşmeye katılan sendikalara da çağrıda bulunarak bir an önce gerekli tedbirlerin alınması gerektiğine vurgu yaptı. Genel başkan Birinci’nin açıklaması şöyle:SENDİKAL SORUMLULUĞUMUZKamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sorunların yalnızca çalışan kesimi değil, ülkemizin geleceğini ve demografik yapısını da doğrudan etkilediğini, basta iktidarın olmak üzere, kamu çalışanlarından aldığı yetki ile toplu sözleşme masasına katılan sendikaların ve kamuoyunun dikkatine sunmayı sendikal sorumluluk olarak nitelendiriyoruz.KAMU ÇALIŞANLARININ EKONOMİK DURUMLARI, DOĞURGANLIK HIZININ AZALMASINDA ÖNEMLİ BİR ETKENDİRHAYAT ŞARTLARI EVLİLİĞİ GECİKTİRİYORHürriyetçi Sağlık Sen olarak özellikle genç kamu çalışanları ile yaptığımız görüşmelerde, büyük bir bölümünün ekonomik yetersizlikler nedeniyle çocuk sahibi olmaktan çekindiği, çocuklarının geleceğini güvence altına alma konusunda ciddi kaygılar taşıdığını ifade etmişlerdir. Artan hayat pahalılığı, barınma sorunları, yüksek kira bedelleri ve alım gücündeki düşüş; genç kamu çalışanlarının evlilik kararlarını ertelemesine, evlenen çiftlerin ise çocuk sahibi olmaktan imtina etmesine neden olmaktadır.Bugün gelinen noktada birçok genç kamu çalışanı, ekonomik şartlar nedeniyle yalnızca 1+1 veya 2+1 konutlarda yaşamayı tercih etmek zorunda kalmaktadır. Ekonomik şartların kamu çalışanlarıni zorladığı bu durum geniş aile yapısı oluşturma düşüncesini engellemektedir. Geçim sıkıntısı altında yaşam mücadelesi veren çalışanlar, ailelerini büyütmenin mali yükünü karşılayamayacaklarını düşündükleri için çocuk sahibi olmayı ertelemekte ya da tamamen vazgeçmektedir.DOĞURGANLIK HIZININ DÜŞMESİ ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ TEHDİT EDİYORTürkiye’de son yıllarda nüfus artış hızının belirgin şekilde düşmesi, ülkemizin demografik yapısında uzun vadeli ve ciddi değişimlerin yaşanabileceğine işaret etmektedir. TÜİK verilerine göre toplam doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 çocuk seviyesindeyken, 2024 yılında 1,48’e kadar gerilemiştir. Nüfusun kendini yenileme düzeyi olarak kabul edilen 2,1 seviyesinin altına düşen doğurganlık hızının, mevcut ekonomik koşullar devam ettiği takdirde ilerleyen yıllarda Avrupa Birliği ortalamasının da altına gerilemesi kaçınılmaz görünmektedir. Doğurganlık oranlarındaki bu düşüş yalnızca nüfus artışının yavaşlaması anlamına gelmemekte; aynı zamanda gelecekte iş gücü kaybı, sosyal güvenlik sistemine artan yük, yaşlı nüfus oranının yükselmesiyle birlikte sağlık ve bakım harcamalarında ciddi artışlar gibi ekonomik ve sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir.Bu durum yalnızca bireysel bir tercih meselesi değil, aynı zamanda ülkemizin geleceğini ilgilendiren önemli bir toplumsal sorundur. Bir zamanlar genç ve dinamik nüfus yapısıyla öne çıkan ülkemizin, yeniden güçlü bir demografik yapıya kavuşabilmesi için kamu çalışanlarının ekonomik refahının artırılması zorunludur.KAMU ÇALIŞANLARININ ÜCRET DÜZEYİNİ ARTIRMAK ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASIDIRBu kapsamda yalnızca maaş artışları değil, kamu çalışanlarına verilen eş ve çocuk yardımlarının da günümüz ekonomik şartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi ve aylık bağlama oranlarının yükseltilerek emekli aylıklarının artırılması gerekmektedir. Aile yapısının korunması, genç nüfusun desteklenmesi ve çalışanların sosyal refahının güçlendirilmesi adına eş ve çocuk yardımlarının artırılması artık bir zorunluluk hâline gelmiştir.UZUN VADELİ ÇÖZÜMÜN YOLU BAĞIMSIZ SENDİKAL MÜCADELEDEN GEÇERToplu sözleşme masasına oturtulan ve kamu çalışanlarının haklarını korumakla sorumlu olduğunu iddia eden sözde sendikaların, politik ve gelecek kaygılarını bir kenara bırakarak ülkemizin geleceğini tehdit eden bu önemli soruna karşı gerçekçi ve kalıcı çözümler üretmesi gerekmektedir. Kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sıkıntılar görmezden gelinerek sürdürülen politikaların, yalnızca çalışan kesimi değil, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik geleceğini de olumsuz etkilediği açıktır. Bu nedenle tüm sendikalar, kamu çalışanlarının refahını artıracak adımların atılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için samimi ve ortak bir mücadele ortaya koymalıdır.Kamu çalışanlarının insanca yaşayabilecek ücret seviyesine ulaşması, kira ve barınma sorunlarının çözülmesi, aile destek politikalarının güçlendirilmesi ve genç çalışanların gelecek kaygısının giderilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Aksi hâlde doğurganlık hızındaki düşüş daha da derinleşecek ve ülkemizin genç nüfus avantajı hızla kaybolacaktır.
Sayı: GM.06-MS-509.396.03/833 11.06.2026Konu: Yeni Forma UygulamasıT.CSAĞLIK BAKANLIĞIYönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’neANKARABakanlığınız tarafından sağlık çalışanlarının kullanımına sunulan yeni forma uygulamasına ilişkin üyelerimizden ve sağlık çalışanlarından gelen yoğun geri bildirimler doğrultusunda görüş ve taleplerimizi bilgilerinize sunuyoruz.Sağlık hizmetleri; günün 24 saati kesintisiz sürdürülen, yüksek dikkat, yoğun fiziksel hareketlilik ve ağır çalışma koşulları gerektiren bir kamu hizmetidir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının kullandığı iş kıyafetlerinin belirlenmesinde çalışanların görüşlerinin alınması, ergonomi, hijyen, dayanıklılık ve mesleki ihtiyaçların esas alınması zorunludur.Ancak sahadan sendikamıza ulaşan değerlendirmeler, yeni forma uygulamasının mevcut haliyle sağlık çalışanlarının beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu göstermektedir.Şöyle ki;1. Kumaş Kalitesine İlişkin SorunlarKumaşların hava geçirgenliğinin yetersiz olduğu,Terlemeyi artırdığı ve uzun süreli kullanımda konfor sağlamadığı,Yoğun kullanım ve sık yıkama sonrasında deformasyona uğrayabileceği,Sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına uygun dayanıklılık göstermediği,Çalışan sağlığı ve iş güvenliği açısından yeterli teknik değerlendirmeden geçirilmediği,Kumaşın ince yapısı nedeniyle iç giyimin dışarıdan belli olduğu yönünde yoğun geri bildirimlerin bulunduğu,Kadın sağlık çalışanlarında mahremiyet açısından rahatsızlık oluşturabilecek şekilde iç giyim unsurlarının görünür hale geldiği,Erkek personelde ise atlet ve iç kıyafetlerin dışarıdan görünmesi nedeniyle kurumsal görünümü olumsuz etkileyen durumlar oluştuğu. 2. Renk Uygulamasına İlişkin SorunlarMeslek gruplarına göre belirlenen renklerin ekip ruhunu ve kurumsal bütünlüğü olumsuz etkileyebileceği,Sağlık çalışanları arasında ayrıştırıcı bir görünüm oluşturabileceği,Bazı renklerin çalışma ortamları açısından uygun olmadığı,Çalışanların görüş ve önerileri alınmadan belirlenmiş olması nedeniyle benimsenmediği,Sağlık teknikerleri için seçilen açık tonlu renklerin, çalışma ortamındaki biyolojik riskler açısından uygun bulunmadığı,Açık renklerin kan, vücut sıvıları ve benzeri biyolojik materyalleri belirgin şekilde göstermesi nedeniyle çalışanlarda rahatsızlık ve tedirginlik oluşturduğu,Kadın çalışanların özel dönemleri de dikkate alındığında, açık renklerin kullanımının ek zorluklar doğurduğu,Bu durumun çalışanların özgüveni ve iş ortamındaki psikolojik rahatlığı üzerinde olumsuz etki oluşturabileceği,Çalışma koşullarına daha uygun koyu tonların tercih edilmesi gerektiği yönünde görüşlerin bulunduğu.3. Katılımcılık İlkesine AykırılıkDüzenleme sürecinde sağlık çalışanlarının, sendikaların ve meslek örgütlerinin görüşlerine başvurulmadığı,Karar alma sürecinin katılımcı bir anlayışla yürütülmediği,Uygulama öncesinde yeterli pilot çalışma ve saha değerlendirmesi yapılmadığı4. Forma Temini ve Hijyen KoşullarıSağlık çalışanlarının enfeksiyon, biyolojik risk ve çeşitli kirleticilere sürekli maruz kaldığı,Forma değişim sıklığının yetersiz kalmasının çalışan sağlığı ve hasta güvenliği açısından risk oluşturabileceği,Temizlik ve sterilizasyon süreçlerine ilişkin yeterli kurumsal düzenlemelerin bulunmadığı,Özellikle genel cerrahi gibi birimlerde çalışan tıbbi sekreterlerin zaman zaman poliklinik süreçlerine destek vermesi nedeniyle, kıl dönmesi, hemoroid ve benzeri vakalarda yapılan müdahaleler sırasında kan ve vücut sıvılarının çalışanlara sıçrama riski bulunduğu,Açık renkli formaların bu tür durumlarda kirlenmeyi daha görünür hale getirdiği ve bunun çalışan üzerinde psikolojik baskı oluşturduğu,Bu nedenle forma tasarımında hem hijyen hem de çalışma ortamı risklerinin yeterince dikkate alınmadığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.Sağlık çalışanlarının çalışma yaşamını doğrudan etkileyen bu denli önemli bir düzenlemenin çalışanların iradesi ve görüşleri yok sayılarak hayata geçirilmesi asla kabul edilemez.Bu itibarla Hürriyetçi Sağlık Sen olarak;1-Yeni forma uygulamasının mevcut haliyle yürürlüğe konulmaması ve geri çekilmesini,2-Çalışan temsilcilerinin, sendikaların, meslek örgütlerinin ve ilgili uzmanların katılımıyla yeni bir değerlendirme sürecinin başlatılmasını,3-Kumaş kalitesi, ergonomi, kullanım kolaylığı ve hijyen kriterlerinin bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesini,4-Meslek gruplarına göre belirlenen renk uygulamasının çalışanların görüşleri alınarak yeniden düzenlenmesini,5-Uygulamanın ülke genelinde hayata geçirilmesinden önce farklı sağlık tesislerinde pilot çalışmalar yapılarak çalışan memnuniyetinin ölçülmesini,6-Sağlık çalışanlarına yılda en az dört kez forma temin edilmesini veya forma temizliği ve sterilizasyonunun kurumlar tarafından ücretsiz olarak karşılanmasını talep ediyoruz.Gereğini bilgilerinize arz/rica ederim. Muhammet BİRİNCİ Genel Başkan
Ocak 2026 itibarıyla kamu çalışanlarına reva görülen %11’lik ücret zammı ve 1000 TL, enflasyonun karşısında erimeye devam etmektedir. Yılın ilk beş ayında oluşan %16,60 düzeyindeki enflasyonun gerisinde kalan kamu çalışanlarının ücretleri yaklaşık % 5 oranında reel olarak erimiştir.Milyonlarca kamu çalışanı, artan hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon karşısında geçim mücadelesi vermeye devam etmektedir. TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılının ilk beş aylık ısmarlama enflasyon verileri, kamu görevlilerine yapılan ücret artışlarının fiyat artışlarının gerisinde kaldığını ve çalışanların alım gücünde ciddi kayıplar yaşandığını ortaya koymaktadır.Kamu çalışanlarına yıl başında yapılan maaş artışları, temel tüketim maddeleri, gıda, kira, ulaşım, enerji ve eğitim gibi zorunlu harcama kalemlerinde yaşanan yüksek fiyat artışlarını karşılamaktan uzak kalmıştır. Açıklanan enflasyon rakamları karşısında maaşlar reel olarak gerilemiş, kamu çalışanlarının satın alma gücü her geçen ay biraz daha azalmıştır.Özellikle sabit gelirle yaşamını sürdüren kamu görevlileri, gelirlerindeki artışın günlük yaşam maliyetlerindeki yükselişi telafi edememesi nedeniyle ekonomik olarak zorlanmaktadır. Çalışanlarımızın maaşları daha cebine girmeden erimekte, refah seviyeleri düşmekte ve geçim sıkıntıları derinleşmektedir.Kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde sürdürülebilmesi, çalışanların ekonomik ve sosyal açıdan güvenceli bir yaşam sürmesine bağlıdır. Ancak mevcut ücret politikaları, kamu çalışanlarının emeğinin karşılığını almasını sağlayamamaktadır. Enflasyon karşısında yaşanan kayıpların telafi edilmemesi, çalışanların motivasyonunu ve çalışma barışını da olumsuz etkilemektedir.Bu nedenle;Kamu çalışanlarının enflasyon nedeniyle uğradığı gelir kayıpları gecikmeksizin telafi edilmelidir.Maaş artışları yalnızca gerçekleşen enflasyona göre değil, refah payını da içerecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.Toplu sözleşme mekanizması, çalışanların ekonomik gerçeklerini yansıtacak biçimde güçlendirilmelidir.Kamu görevlilerinin yaşam standartlarını koruyacak kalıcı ve adil ücret politikaları hayata geçirilmelidir.Kamu çalışanları, ülkemizin kamu hizmetlerini fedakârca yürüten temel unsurudur. Emeğin değersizleştirilmediği, çalışanların enflasyon karşısında korunabildiği ve insanca yaşam koşullarının sağlandığı bir ücret politikasının oluşturulması iktidarın ve toplu sözleşme masasına katılan sendikaların temel sorumlulukları arasında yer almaktadır
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından başlatılan Sosyal Risk Haritası uygulamasına ilişkin Hürriyetçi Sağlık-Sen Genel Merkezi olarak yaptığımız kapsamlı değerlendirme sonucunda, sahada tespit edilen sorunların çözümü amacıyla Bakanlığa resmi başvurumuzu gerçekleştirdik.Ayrıca, sendikamız bünyesinde oluşturulan “Sosyal Hizmet Komisyonu”nun Bakanlık yetkilileri ile görüşme yapabilmesi için randevu talebinde bulunduk.Konuya ilişkin Genel Merkezimiz tarafından ilgili bakanlığa yazılan yazıda yer verilen hususlar aşağıdadır:Bilindiği üzere, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen Sosyal Risk Haritaları çalışmaları; kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve engelli bireylerin bakım ihtiyacı gibi kritik sosyal alanlarda risklerin erken tespiti açısından önemli bir işlev üstlenmektedir. Bu yönüyle, koruyucu ve önleyici sosyal hizmet politikalarının geliştirilmesi adına kıymetli bir araçtır.Ancak sahadan gelen geri bildirimler, uygulamanın mevcut haliyle ciddi sorunlar barındırdığını açıkça ortaya koymaktadır.Özellikle çocuk kuruluşlarında görev yapan personelin; korunma ihtiyacı olan çocuklar, suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) ve yüksek risk grubundaki bireylerle yürüttüğü yoğun ve hassas çalışmalar göz önüne alındığında, aynı personelin ek olarak saha görevleriyle yükümlendirilmesi ciddi bir iş yükü artışına neden olmaktadır. Bu durum yalnızca çalışanların tükenmişlik riskini artırmakla kalmamakta; aynı zamanda çocuklara sunulan hizmetin niteliğini ve sürekliliğini de olumsuz etkilemektedir.Çocuk evleri sitesi ve ihtisaslaştırılmış kuruluşlarda görev yapan personelin asli sorumluluğu; çocukların güvenliğini sağlamak, rehabilitasyon süreçlerini yürütmek ve sosyal uyumlarını desteklemektir. Bu kritik görevler yüksek dikkat, süreklilik ve kurumsal istikrar gerektirirken; personelin yoğun saha çalışmalarına yönlendirilmesi kurum içi işleyişte aksamalara ve risklere yol açmaktadır.Öte yandan, kamu hizmetlerinin etkin, sürekli ve düzenli şekilde yürütülmesi esastır. Ancak mevcut uygulamada görev dağılımı ve planlamanın bu ilkeye uygun şekilde yapılmadığı görülmektedir. Personel yetersizliği, artan iş yükü ve yetersiz destek mekanizmaları; hem çalışan verimliliğini düşürmekte hem de sunulan kamu hizmetinin kalitesini zedelemektedir.Sahada görev yapan personelin karşı karşıya kaldığı sorunlar yalnızca iş yükü ile sınırlı değildir. Güvenlik riskleri, mesleki itibarın korunamaması, kadın çalışanların karşılaştığı zorluklar ve teşvik edici mekanizmaların eksikliği gibi pek çok yapısal problem, uygulamanın sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirmektedir.Bu kapsamda öne çıkan başlıca sorunlar şunlardır:• Saha görevlerinde personelin güvenliğinin yeterince sağlanamaması, • Rutin hizmetlerde aksaklıkların yaşanması, • Personel yetersizliği ve iş yükü dengesizliği, • Risk tazminatı gibi teşvik edici ödemelerin bulunmaması, • Sahadaki sorunlara yönelik kurumsal destek mekanizmasının eksikliği, • Mesleki itibarın korunmasına yönelik önlemlerin yetersizliği, • Görev, yetki ve sorumlulukları açıkça belirleyen yasal çerçevenin bulunmaması, • Kadın çalışanların sahadaki özel sorunlarına yönelik tedbir eksikliği, • Uygulamanın kişisel cihazlar üzerinden yürütülmesinin doğurduğu hukuki ve ekonomik riskler, • Görevlendirmelerin yazılı ve hukuki dayanak olmaksızın yapılması. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Sosyal Risk Haritaları çalışmaları doğru bir hedefe yönelmiş olsa da, mevcut uygulama biçimiyle sürdürülebilir değildir.Bu nedenle;• Çocuk kuruluşlarında görev yapan personelin bu kapsamda görevlendirilmesinin yeniden değerlendirilmesi, • Uygulamanın hizmetleri aksatmayacak şekilde planlanması, • Personel kapasitesine uygun görevlendirme yapılması, • Saha çalışanları için güvenlik, teşvik ve hukuki altyapının güçlendirilmesi, • Tüm süreçlerin açık, yazılı ve mevzuata uygun şekilde yürütülmesi zorunludur. Aksi halde, hem çalışanlar hem de hizmet sunulan dezavantajlı gruplar açısından telafisi güç sonuçlar doğacaktır.
Kamu personel sistemine ilişkin önemli mekanizmalardan biri olan Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantısı 22.04.2026 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Ancak, mevzuatta açıkça tanımlanmış görev ve yetkilerine rağmen uygulamada yandaş sendikalar tarafından bir gösteri alanına dönüştürüldüğü görülmektedir. Bugüne kadar yapılan toplantılar ve bu toplantılarda gündeme getirilen hususlar, kurulun asli işlevinden uzaklaşarak adeta kamuoyuna mesaj veren bir platforma dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır KPDK’NIN HUKUKİ DAYANAĞI VE AMACIKPDK’nın görev ve yetkileri, “Toplu Sözleşme Görüşmelerinin Yapılma Usul ve Esasları ile ilgili Yönetmelik” çerçevesinde belirlenmiştir. Yönetmeliğin 12. maddesinin 4. fıkrası oldukça nettir: Toplu sözleşme kapsamı dışında kalan ve kamu personel sistemini genel olarak ilgilendiren konular bu kurulda değerlendirilmelidir.Bu düzenleme, KPDK’nın bir “toplu pazarlık masası” değil, daha geniş perspektifte politika üretme, değerlendirme ve danışma organı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.GÖREV TANIMI İLE UYGULAMA ARASINDAKİ ÇELİŞKİKPDK’nın görevleri incelendiğinde; politika üretimine katkı sağlamak, kamu yönetimi ile sendikalar arasında iş birliğini güçlendirmek, mevzuat çalışmalarını izlemek ve değerlendirmek gibi stratejik roller üstlendiği görülmektedir. Ayrıca uluslararası gelişmeleri takip etmek, komisyonlar kurmak ve çözüm üretmek gibi daha teknik ve yapısal sorumluluklar da bu kurulun görev alanına dahildir.Ancak uygulamada tablo oldukça farklıdır. Bugüne kadar gerçekleştirilen toplantılarda, konfederasyonların çoğu zaman kurulun gündeminin dışına çıkarak toplu sözleşme kapsamına giren talepleri dile getirdiği görülmektedir. Bu durum, hem kurulun işlevini zayıflatmakta hem de kamuoyunda yanlış bir algı oluşturmaktadır.“DANIŞMA KURULU” MU, “GÖSTERİ ALANI” MI?KPDK toplantılarının yandaş sendikaların adeta bir tür “siyasi ve sendikal vitrin” haline geldiği ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Prof. Dr. Vedat Işıkhan tarafından da buna zemin hazırlandığı apaçık ortadadır. Çalışanların sorunlarının dile getirilmesi elbette önemlidir; ancak bunun yeri ve zemini mevzuatta açıkça belirlenmiştir. Toplu sözleşme masalarında mücadele kararlılığını ortaya koyamayan yandaş konfederasyonlar çalışanların sorunlarını KPDK’da mı çözeceklerKPDK’nın amacı; yıllardır çözüm bekleyen taleplerin dile getirildiği bir platform olmaktan ziyade, sistemsel sorunların ele alındığı, çözüm önerilerinin geliştirildiği ve uzun vadeli politikaların şekillendirildiği bir danışma mekanizmasıdır.BAKANLIĞIN ROLÜ VE SORUMLULUĞUBurada dikkat çeken en önemli hususlardan biri, toplantılara başkanlık eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın tutumudur. Mevzuata aykırı biçimde gündem dışına çıkılmasına müdahale edilmemesi, hatta buna zemin hazırlanması, sürecin bilinçli şekilde sabote edildiği ve yandaş sendikaların kamuoyuna ve çalışanlara mesaj verme amacıyla bu ortamdan faydalanmasına imkân tanındığı yönünde bir izlenim oluşturmaktadır.Eğer KPDK gerçekten işlevsel bir yapı olacaksa, öncelikle toplantı disiplininin sağlanması ve gündemin mevzuata uygun şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bu kurul, çözüm üreten bir mekanizma olmaktan uzaklaşıp sembolik bir platforma dönüşmeye devam edecektir.AMAÇTAN SAPMA VE GÜVEN SORUNUGeldiğimiz noktada KPDK’nın en büyük sorunu, amaç ile uygulama arasındaki kopuştur. Mevzuat açık, görevler net olmasına rağmen uygulamada farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır.Bu durum sadece kurulun etkinliğini azaltmakla kalmamakta, aynı zamanda kamu çalışanlarının temsil edildiğine dair güveni de zedelemektedir.Gerçek bir danışma kurulunun işlevsel hale getirilmesi için, gerekli durumlara bağlı kalmaksızın tüm kamu kurumlarından üst düzey temsilcilerinin de iştirak edeceği bir toplantı zemininde gündem disiplinine uyulmalı, toplu sözleşme ile danışma mekanizması ayrımı korunmalı, kurul, stratejik bir akıl platformu olarak yeniden konumlandırılmalıdır Aksi halde KPDK, adı “danışma kurulu” olsa da, pratikte bir “yeni tiyatro sahnesi” olmaya devam edecektir.
Hürriyetçi Sağlık-Sen 2. Olağan Kurultayı coşkulu ve “Bağımsız Sendikal Mücadele” kararlılığı içerisinde 11-12 Nisan 2026 tarihinde Akar Otelde gerçekleştirildi. Genel başkanımız Muhammet Birinci güven tazeledi.Hürriyetçi Sağlık Sen Genel Merkezinin 2. Olağan Kurultayı 11-12 Nisan 2026 Tarihinde delegelerin ve misafirlerin katılımı ile coşkulu bir şekilde gerçekleştirildi. Divan başkanlığına YİK başkanı Mustafa ELDEMİR, başkan yardımcılığına eski MYK üyesi Ahmet UÇAR, Katip üyeliğine Sendika basın danışmanı Can GÜNEŞ seçildi. Gündemde sıra dışı bir uygulama olarak dikkat çeken ve Yıldırım KOÇ tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Sendika, Siyaset ve Bürokrasi ilişkilerinin Etkileri ve Bağımsız Sendikal Mücadelenin Önemi” konulu konferansın ardından gündeme ilişkin maddeler görüşüldü.Hürriyetçi Sağlık Sen’in kurucuları arasında yer alan ve genel kurulda aday olmayan Cemalettin AĞIL, Osman ERDİR ve Ahmet UÇAR’a plaket takdim edildi.Kurultayda bir konuşma yapan Hürriyetçi Sağlık-Sen Genel Başkanı Muhammet Birinci, bağımsız sendikal mücadelenin yalnızca bir sendikal tercih değil; kamu çalışanlarının emeğini, onurunu, geleceğini ve haklarını korumanın en güçlü ve en meşru yolu olduğunu vurguladı.Muhammet Birinci konuşmasında, Hürriyetçi Sağlık-Sen’in kuruluş felsefesinin; bağımsızlık, adalet, liyakat, emek mücadelesi ve toplumsal sorumluluk ilkeleri üzerine inşa edildiğini ifade etti. Sendikanın ilham kaynağının, Cumhuriyetin kurucu iradesi, millet egemenliği anlayışı ve hak mücadelesi geleneği olduğunu belirten Birinci, bu ruhun yalnızca geçmişe ait bir miras değil, bugün de kamu çalışanlarının hak arama mücadelesine yön veren güçlü bir rehber olduğunu söyledi.Birinci, Hürriyetçi Sağlık-Sen’in büyümesini hiçbir siyasi güce, hiçbir vesayet odağına ve hiçbir çıkar grubuna borçlu olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:“Hürriyetçi Sağlık-Sen gücünü makamdan, iktidardan ya da himayeden değil; sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının alın terinden, üyelerimizin iradesinden, haklı mücadelemizin meşruiyetinden ve bağımsız sendikal duruşumuzdan almaktadır. Biz, üyelerimizin iradesini esas alan, bedel ödemekten çekinmeyen, hakkı savunmayı görev bilen bir anlayışın temsilcisiyiz.”Genel kurulda, kamu çalışanlarının yıllardır çözülemeyen yapısal sorunları da ayrıntılı biçimde gündeme getirildi. Muhammet Birinci, özellikle toplu sözleşme süreçlerinin çalışanların beklentilerini karşılamaktan uzak kaldığını, yetkili sendikaların kamu çalışanlarının temel sorunlarında etkili bir mücadele ortaya koyamadığını söyledi.Açıklamada öne çıkan başlıca sorun alanları şu şekilde sıralandı:• Enflasyon karşısında eriyen maaşlar ve alım gücü kaybı,• Yoksulluk sınırının altında kalan ücret politikaları,• Gelir vergisi dilimlerinden kaynaklanan adaletsizlikler,• Emeklilikte maaş bağlama oranı mağduriyetleri,• Ek ödeme kalemlerinin emekliliğe yansıtılmaması,• 3600 ek gösterge düzenlemesindeki eksiklikler,• Yardımcı hizmetler sınıfı çalışanlarının çözüm bekleyen sorunları,• Büyükşehirlerde görev yapan kamu çalışanlarının artan kira yükü,• Aile ve çocuk yardımlarının yetersizliği,• Liyakat ilkesinin zedelenmesi ve iş yerlerinde artan baskı ortamı.Birinci, kamu çalışanlarının hak kayıpları karşısında sessiz kalan anlayışın sendikal temsil iddiasını kaybettiğini belirterek, kamu emekçilerinin artık göstermelik mücadeleye değil, sahici ve bağımsız bir sendikal iradeye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.Hürriyetçi Sağlık-Sen’in bundan sonraki süreçte izleyeceği sendikal vizyona da değinen Birinci, şu taahhütlerde bulundu:• Üyelerin iradesini merkeze alan demokratik sendikacılık anlayışını güçlendirmek,• Hukuksuzluk, mobbing ve keyfi uygulamalara karşı kararlı mücadele yürütmek,• Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının mesleki itibarını korumak,• Kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını geliştirmek,• İş yerlerinde kutuplaşma yerine huzur ve iş barışını tesis etmek,• Kamu kaynaklarının adil kullanımını savunmak,• Sendikal bağımsızlığı ülke genelinde büyütmek.Muhammet Birinci, Hürriyetçi Sağlık-Sen’in hiçbir üyeyi yalnız bırakmayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:“Hiçbir üyemizi baskı karşısında çaresiz bırakmayacağız. Hiçbir kamu çalışanını hukuk dışı uygulamalar karşısında yalnız bırakmayacağız. Kamu çalışanlarının emeğini siyasetin gölgesine teslim etmeyeceğiz. Çünkü biz, emeğin onurunu savunmayı bir sorumluluk, bağımsız sendikacılığı ise bir karakter meselesi olarak görüyoruz.”Açıklamanın sonunda, bağımsız sendikal mücadelenin büyümesiyle birlikte çalışanların söz ve karar hakkının güçleneceği, demokrasinin daha da derinleşeceği ve kamu çalışanlarının hak arama kültürünün daha sağlam temeller üzerinde yükseleceği vurgulandı.Hürriyetçi Sağlık-Sen olarak; sağlık ve sosyal hizmet çalışanları başta olmak üzere tüm kamu çalışanlarının haklarını korumak, çalışma hayatında adaleti tesis etmek ve bağımsız sendikal mücadeleyi ülkemizin her köşesine taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.Genel kurulun ikinci gününde yapılan seçim neticesinde yönetim kurulu oluşturulmuş olup, Genel Başkanlığa Muhammet Birinci, Genel Sekreterliğe Ömer Çeker, Genel Başkan Yardımcılıklarına ise Turan Çavdar, Selma Uyanık, Süleyman Uyanık, Kemal Sargın ve Fatih Sarıkaya getirilmiştir.
Sendikamızın “TAM BAĞIMSIZ SENDİKAL MÜCADELE” misyonunu yaygınlaştırmak amacıyla belirlediğimiz çalışma programı çerçevesinde; Sağlık Bakanlığı-Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü/Sağlık Meslekleri Daire Başkanı sayın Uzm. Dr. Erkan SANMAK ve Tıp ve Uzmanlık Eğitimi Daire Başkanı sayın Dr Mustafa KOSDAK’ı makamlarında ziyaret ettik. Ziyarette ayrıca, ilgili daire başkanlıklarının görev alanı dahilinde bulunan hizmetlerde sağlık çalışanlarının karşılaştığı sorunlar ve yapılacak yasal düzenlemelerle ilgili görüş alış verişinde bulunduk. Oldukça verimli geçen görüşmelerimizde nazik kabulleri için daire başkanlarımıza teşekkür ediyoruz.
Hürriyetçi Sağlık Sen Kocaeli Şube Kadınlar Kolu Başkanı Karaca Yelmer, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın yaptığı ve kamuoyuna yansıyan, “Yiğit düştüğü yerden kalkar… Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor. Yeni bir diriliş, yeni bir uyanış hamlesi yaşıyoruz.” şeklindeki açıklamalarını büyük bir üzüntü, endişe ve bilinçaltının dışa vurumu olarak görüyoruz.
2 Mart 2026 Pazartesi günü Karamürsel Devlet Hastanesi Cerrahi Servisinde görev yapan hemşire, görevi başında hasta yakını tarafından gerçekleştirilen fiili saldırının hedefi olmuştu.
Hürriyetçi Sağlık – Sen Kocaeli Şube 1. Olağan Genel Kurulunu 14 Şubat 2026 tarihinde . MÜSİAD’da yaptı.Genel kurula Genel Başkanı Muhammet Birinci, ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.
Zafer Partisinin 18.01.2026 tarihinde Ankara’da düzenlediği “Sağlık Çalıştayı”na katılarak sağlık hizmetlerinin organizasyon yapısında ve sağlık hizmeti sunumunda karşılaştığımız temel sorunlar hakkında görüş ve önerilerimizi sunduk
Sırtını iktidara, iktidarın himayesindeki idarecilere yaslayan sendikalar ne yazık ki, kamu çalışanlarının ve emeklilerinin yoksullaştırılmasına aracılık etmektedir.
Hürriyetçi Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanlığımız, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Kocaeli’deki sağlık kuruluşlarında görev yapan çalışanlara 3 bin adet kokart dağıttı.Kocaeli Şube Başkanlığı, Cumhuriyetin kuruluşunun 103. yıl dönümünde anlamlı bir etkinliğe imza attı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında sağlık çalışanlarının yakalarına takmaları için özel olarak 3 bin adet kokart yaptırıldı.Faaliyet alanına giren kurum ve kuruluşlarda görev yapan İş Yeri Temsilcileri tarafından hazırlanan kokartlar; sağlık çalışanlarına ve sağlık kuruluşlarından hizmet alan vatandaşlara coşkuyla dağıtıldı. Çalışanlar, yapılan bu anlamlı ve nazik çalışmadan duydukları memnuniyeti dile getirerek etkinliğe büyük ilgi gösterdi.Şube Başkanımız Serkan Kökduman’dan Birlik ve Beraberlik VurgusuKutlamalar vesilesiyle bir açıklama yapan Kocaeli Şube Başkanımız Serkan Kökduman, Cumhuriyetin değerine ve korunması gerektiğine dikkat çekti:"Cumhuriyet bayramımızın 103. yıl dönümünü büyük bir gururla kutluyoruz. Nice bedeller ödenerek, binlerce şehit verilerek Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak, yaşatmak, sendikamızın temel şiarıdır."Ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik tehditlere karşı her zamankinden daha fazla kenetlenilmesi gerektiğinin altını çizen Kökduman, sözlerini şöyle sürdürdü:"Bu ülkede yaşayan, huzur ve barış isteyen, bayrağına, vatanına, milletine aşık olan herkesin tıpkı Kurtuluş Savaşında, Sakarya Meydan Muharebesinde, Çanakkale Savaşlarında olduğu gibi bugün de ülkemizi bölmek, insanlarımız arasında nifak tohumları ekmek isteyen kan emicilere, bölücü güruha, Cumhuriyetini içine sindiremeyenlere karşı omuz omuza, yürek yüreğe, topyekûn kahramanca mücadele etmesi gerekir.Cumhuriyetin çocukları olan bizler, çocuklarımızın, torunlarımızın, gelecek nesillerin özgürce alabileceği nefes, bağımsız yaşayabileceği, kan ve gözyaşı dökmeden, barış ve huzur içinde, gururla barınabileceği bir vatan bırakmalıyız, bu yönde geçmişte yapılan mücadeleyi diri tutmalıyız. Bu vesileyle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 103. yıldönümünü kutluyor; Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve aziz şehitlerimizi saygı, şükran ve rahmetle anıyorum."
Genel Başkanımız Muhammet BİRİNCİ, Genel Başkan Yardımcılarımız Selma UYANIK ve Süleyman UYANIK, Basın ve Sosyal Medya Sorumlumuz Can GÜNEŞ ile Etlik Şehir Hastanesi Temsilcilerimizden Gökhan SAVRAN ve Kemal YAĞMUR’dan oluşan heyetimiz, Ankara İl Sağlık Müdürü Sayın Uzm. Dr. Ali Niyazi KURTCEBE’yi makamında ziyaret etti.Ziyarette, sağlık çalışanlarımızın saha ve hastanelerde yaşadığı temel sorunlar ile üyelerimizin talepleri Sayın İl Sağlık Müdürüne iletildi.FORMA KALİTESİ VE STANDARTLARISağlık çalışanlarına temin edilen formalarla ilgili yaşanan sorunlar ve beklentiler İl Sağlık Müdürüne aktarılmıştır. Sayın Kurtcebe, konunun yakın takipçisi olduklarını belirterek, önümüzdeki dönem itibarıyla hem kumaş kalitesi hem de renk standartları açısından çalışan memnuniyetini sağlayacak kapsayıcı bir çalışmanın şimdiden başlatıldığını ifade etmiştir.KREŞ HİZMETLERİ VE YENİ ÇALIŞMALARÇalışanlarımızın en önemli taleplerinden biri olan kreş ihtiyacına yönelik talebimize karşılık İl Müdürlüğü bünyesinde kreş hizmetlerinin sunulmaya başlandığını, Etlik Şehir Hastanesi yerleşkesinde kurulacak kreş için etüt ve yer tespit çalışmalarının tamamlandığını, fiziki imkânları uygun olan diğer hastanelerde de eş zamanlı süreçlerin yürütüldüğünü ifade etmişlerdirSENDİKAL AYRIMCILIKSaha ziyaretlerimizde sıkça karşılaştığımız; bazı yöneticilerin sendikal ayrımcılık yaptığı, çalışanlara psikolojik baskı uygulayarak belirli sendikalara yönlendirmeye çalıştığı ve görevlendirmelerde taraflı davrandığı yönündeki şikâyetler Sayın İl Sağlık Müdürüne açıkça iletilmiştir.NÜKLEER TIP TIBBİ SEKRETERLERİNE DOZİMETRE TALEBİEtlik Şehir Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi'nde görev yapan tıbbi sekreterlerimizin; radyoaktif madde uygulanmış hastalarla yakın temasta bulunmaları, radyasyon riski taşıyan gözetimli/kontrollü alanlarda yer almaları ve olası sızıntı/kaza durumlarında ilk maruziyet riskiyle karşı karşıya olmaları nedeniyle kişisel dozimetre ile düzenli olarak izlenmeleri gerektiği vurgulanmış, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verilerek destek talep edilmiştir.Nazik ev sahipliği dolayısıyla Ankara İl Sağlık Müdürümüz Sayın Uzm. Dr. Ali Niyazi KURTCEBE’ye teşekkür ederiz.
Hürriyetçi Sağlık Sen Genel Merkezi tarafından 10 Ekim 2026 Tarihinde Kocaeli MÜSİAD toplantı salonunda gerçekleştirilen Eğitim ve Bilgilendirme toplantısına sendika Genel Başkanı Muhammet Birinci, Genel Başkan Yardımcıları, Şube ve İl Başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve Kocaeli şube başkanlığının faaliyet alanındaki işyeri temsilcileri iştirak etmiştir.Son derece verimli geçen toplantıda bir konuşma yapan Hürriyetçi Sağlık Sen genel başkanı Muhammet Birinci, Dönemsel çalışma programımız kapsamında "Bağımsız Sendikal Mücadele Seferberliği başlattıklarını ifade ederek çarpıcı açıklamalarda bulundu.KPDK Toplantısı Sarı Renklerin Buluşma NoktasıKamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantıları, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 21. Maddesinde belirlenen gündemin dışında, yetki sınırlarını aşan konuların konuşulduğu bir tiyatroya dönüştüğünü ifade eden Birinci, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının duruma sessiz kalmasına bir anlam veremediklerini ifade etti. Toplu Sözleşme kapsamında olan ve KPDK toplantısında çözüme kavuşturulması mümkün olmayan gündem dışı konuların konuşulması ve kamu çalışanlarına duyurulması iki yüzlülülüğün apaçık nişanesidir. Dedi8. Dönem Toplu Sözleşme ve Hakem Kurulu İhaneti8.Dönem Toplu Sözleşme sürecinde müzakere yeteneğini kaybeden konfederasyon ve sendikaların kamu çalışanlarının 2026 ve 2027 yıllarını kapsayan ücret artışlarının tahmini enflasyonun dahi altında olmasına göz yumması teslimiyetin bir göstergesidir şeklinde açıklama yapan Birinci, toplu sözleşme masasına katılan sendikalar eğer hakem kuruluna üye vermemiş olsaydı zam oranları daha yüksek olacaktı. DediEnflasyon Farkları Maaşlara "Aylık" Olarak YansıtılmalıdırKamu çalışanlarına reva görülen ücret artışlarının enflasyonun gerisinde seyrettiğini ifade eden Hürriyetçi Sağlık Sen genel başkanı Muhammet Birinci, her altı ayda bir ücret artışları ile birlikte ödenen enflasyon farkları kamu çalışanlarının ekonomik kaybına neden olmaktadır. TÜİK’in sahte, ısmarlama ve gerçeği yansıtmayan enflasyon oranlarının gerisinde yapılan ücret artışlarının enflasyon karşısında erimesini en azından stabil hale getirmek için enflasyon farklarının aylık ödenmesi gerektiğini ifade etti. Bu düzenlemeyi yaptıramayan yetkili sendikanın kamu çalışanlarının hak ve menfaati için mücadele ettiğini ifade etmesi ne kadar doğru ve ne kadar inanılır olduğuna çalışanlar şahittir dedi.5510 Sayılı Kanun Mağduriyetine Son Verilmelidir1 Ekim 2008 sonrası göreve başlayan ve 5510 sayılı Kanuna tabi olan kamu çalışanları bu tarihten öce memur olmuş kamu çalışanlarının emekli maaşlarına oranla %25 daha düşük emekli aylığı alacaklarını biliyoruz. Bu mağduriyeti yaşayacak kamu çalışanlarına seslenen Birinci, yatıp kalkıp bu meseleyi gündem etmesi gerekirken, iktidarın ve bürokrasinin yandaşlığına soyunan toplu sözleşmeye katılan yetkili konfederasyon ve sendikaların yakalarına yapışmalarını istedi.Çalışanlara Promosyonla Değil Gönlünüzce YaklaşınÇalışanların temel haklarını masada satanların, birkaç hediyeyle veya promosyon vaatleriyle göz boyamaya çalışması sendikacılık değildir! Bizler promosyon yerine çalışanların birlik ve beraberliklerini, dayanışmalarını artıracak etkinliklerle çalışanların moral ve motivasyonunu artırmayı hedefliyoruz diyen Birinci, bu etkinliklerle sağlık ve sosyal hizmet çalışanları hem işyerinde etkin ve verimli bir şekilde görev yapmalarına aracılık edeceğiz ve hem de çalışanların iş doyumlarını sağlamaya katkıda bulunacağız dedi.
Bilindiği üzere, 9 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği Değişikliği’nin 16. maddesiyle, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 31. maddesinde kritik düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan bu DÜZENLEME İLE birinci basamak sağlık hizmetlerinde tamamen Bakanlıkça belirlenen merkezi yazılım sistemine geçiş zorunlu kılınmıştır.SAHADA YENİ BİR MALİ YÜK KAYGISI HÂKİMDİRVeri güvenliği ve entegrasyon amacıyla atılan bu adım, sahada görev yapan yüz binlerce Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanı nezdinde ciddi endişelere yol açmıştır. Kullanımı zorunlu tutulan bu yeni Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi (SBYS) nedeniyle, ilerleyen süreçte sağlık çalışanlarımızdan lisans bedeli, aylık/yıllık abonelik, güncelleme, teknik destek veya veri depolama gibi adlar altında herhangi bir ücret talep edilip edilmeyeceği tam bir muammadır.Sağlık çalışanlarımız hali hazırda enflasyon, yüksek işletme maliyetleri ve ağır iş yükü altında ezilirken, Bakanlık tarafından dayatılan bir sistemin mali faturasının da çalışanlara çıkarılması asla kabul edilemez.SAĞLIK BAKANLIĞINA BAŞVURUMUZU YAPTIKSağlık Bakanlığına yaptığımız başvuruda, kullanımı zorunlu kılınan SBYS yazılımı için Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanlarından ilerleyen dönemde lisans, abonelik, güncelleme veya sunucu bedeli altında herhangi bir ücretin talep edilip edilmeyeceği hususundaki belirsizliğin bir an önce giderilmesini ve sahada oluşan bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması amacıyla bir genel yazı ile tüm aile hekimlerinin bilgilendirilmesini talep ettik. TAKİPÇİSİ OLACAĞIZBakanlık tarafından zorunlu kılınan her türlü altyapı, yazılım ve donanım hizmetinin kamu eliyle ve tamamen ücretsiz olarak sunulması devletin asli görevidir. Aile hekimliği çalışanları birer yazılım müşterisi değil, kamu hizmeti sunan sağlık emekçileridir.Hürriyetçi Sağlık Sen olarak Sağlık Bakanlığını; sahadaki belirsizlikleri derhal gidermeye, zorunlu SBYS programının tamamen ücretsiz olduğunu ve ilerleyen süreçte hiç bir surette ücret alınmayacağını resmi yazıyla 81 il teşkilatına duyurmaya ve sağlık çalışanlarının üzerindeki mali baskıları artıracak her türlü uygulamadan vazgeçmeye davet ediyoruz
Hürriyetçi Sağlık Sen genel başkanı Muhammet Birinci, TÜİK’in haziran ayı enflasyon oranının açıklanması ile kamu çalışanlarının netleşen Temmuz maaş artışları konusunda bir basın açıklaması yaparak iktidarı ve toplu sözleşmeye katılan sendikaları sorumlu tuttu. Birinci açıklamasında kamu çalışanlarının ücretlerinin kişi başına düşen milli gelire göre artırılmasını istedi.MAAŞLAR ERİYOR TÜİK, İKTİDAR VE YETKİLİ SENDİKA ORTAKLIĞIYLA MEMURA SEFALET DAYATILIYOR!TÜİK’in çarşı-pazarın ve mutfağın gerçeklerinden tamamen kopuk ısmarlama Haziran ayı enflasyon verileriyle, kamu çalışanlarına reva görülen Temmuz ayı maaş zammı tiyatrosu bir kez daha sahnelenmiştir.Açıklanan düzmece verilere göre; %6.52 enflasyon farkı ve toplu sözleşmedeki %7’lik komik artışla birlikte, kamu çalışanlarının ücretlerine toplamda %13.52 oranında bir artış yapılacaktır.Hürriyetçi Sağlık-Sen olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu bir zam değil; siyasi iktidarın, TÜİK’in ve masada memuru satan yetkili sendikanın ortaklaşa vebalini taşıdığı bir hak gaspıdır!Halkın enflasyonunu gizleyip talimatla veri açıklayan TÜİK, memurun cebindeki parayı iktidarın politikalarına göre formüllerle çalmaktadır.ALGI GERÇEKLERİN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZ:Bir takım çevreler, enflasyon farkını sanki bir "müjde" ya da "zam" gibi sunarak kamuoyunda memura çok para veriliyormuş algısı yaratmaktadır. Oysa yapılan bu artışla memur, yoksulluk sınırının fersah fersah altında açlığa mahkûm edilmektedir.TOPLU SÖZLEŞMEYE KATILAN SENDİKALAR SORUMLULUK ALMIYOR:Toplu sözleşme masasında memurun hakkını, emeğini üç kuruşa teslim eden; sarı sendikacılıkla iktidarın kapıkulu haline gelen malum yetkili sendika, bu sefaletin en büyük ortağıdır. İşverenin verdiğine rıza gösteren, memur enflasyon altında ezilirken koltuk sevdasına düşen toplu sözleşme sendika heyeti, kamu çalışanlarının sırtındaki en büyük yüktür!HAKLARIMIZ ÜÇ AYDA BUHAR OLUYOR, MEMUR CEPTEN HARCIYOR!Ocak ve Temmuz aylarında yapılan, o çok övündükleri artışlar daha üçüncü aya ulaşmadan enflasyon canavarı karşısında eriyip buhar olmaktadır. Kamu çalışanları bir sonraki zam dönemine kadar sürekli borçlanmakta, cepten harcamaktadır. Altı ay geriden gelen enflasyon farkı, memurun aylar önce kaybettiği alım gücünü telefi etmekten acizdir.HÜRRİYETÇİ SAĞLIK-SEN OLARAK TALEPLERİMİZ NET VE AÇIKTIR:Kamu çalışanlarının insanca yaşayabileceği bir ücret düzenine kavuşması için bu sefalet düzenine derhal son verilmelidir:Enflasyon Farkı Aylık Ödenmelidir:Şaibeli TÜİK verileri değil; bağımsız, bilimsel ve özel kuruluşların verileri baz alınmalı, kayıplarımız aylık olarak maaşlara yansıtılmalıdır.Mutlaka Refah Payı Verilmelidir:Memur, ülkenin büyümesinden payını almalıdır. Alım gücünü yükseltmek için maaşlara net refah payı eklenmelidir.Ücretler Milli Gelire Oranlanmalıdır:Memurun maaşı, iktidarın insafına veya TÜİK'in manipülasyonuna göre değil, milli gelire oranlanarak adil bir şekilde belirlenmelidir.
KAMU ÇALIŞANLARININ EKONOMİK DURUMLARI, DOĞURGANLIK HIZININ AZALMASINDA ÖNEMLİ BİR ETKENDİRHürriyetçi Sağlık Sen Genel Başkanı Muhammet Birinci, ülkemizde doğurganlık hızında yaşanan düşüş nedeniyle yaptığı basın açıklamasında önemli tespitler yaptı. Birinci basın açıklamasında iktidara ve toplu sözleşmeye katılan sendikalara da çağrıda bulunarak bir an önce gerekli tedbirlerin alınması gerektiğine vurgu yaptı. Genel başkan Birinci’nin açıklaması şöyle:SENDİKAL SORUMLULUĞUMUZKamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sorunların yalnızca çalışan kesimi değil, ülkemizin geleceğini ve demografik yapısını da doğrudan etkilediğini, basta iktidarın olmak üzere, kamu çalışanlarından aldığı yetki ile toplu sözleşme masasına katılan sendikaların ve kamuoyunun dikkatine sunmayı sendikal sorumluluk olarak nitelendiriyoruz.KAMU ÇALIŞANLARININ EKONOMİK DURUMLARI, DOĞURGANLIK HIZININ AZALMASINDA ÖNEMLİ BİR ETKENDİRHAYAT ŞARTLARI EVLİLİĞİ GECİKTİRİYORHürriyetçi Sağlık Sen olarak özellikle genç kamu çalışanları ile yaptığımız görüşmelerde, büyük bir bölümünün ekonomik yetersizlikler nedeniyle çocuk sahibi olmaktan çekindiği, çocuklarının geleceğini güvence altına alma konusunda ciddi kaygılar taşıdığını ifade etmişlerdir. Artan hayat pahalılığı, barınma sorunları, yüksek kira bedelleri ve alım gücündeki düşüş; genç kamu çalışanlarının evlilik kararlarını ertelemesine, evlenen çiftlerin ise çocuk sahibi olmaktan imtina etmesine neden olmaktadır.Bugün gelinen noktada birçok genç kamu çalışanı, ekonomik şartlar nedeniyle yalnızca 1+1 veya 2+1 konutlarda yaşamayı tercih etmek zorunda kalmaktadır. Ekonomik şartların kamu çalışanlarıni zorladığı bu durum geniş aile yapısı oluşturma düşüncesini engellemektedir. Geçim sıkıntısı altında yaşam mücadelesi veren çalışanlar, ailelerini büyütmenin mali yükünü karşılayamayacaklarını düşündükleri için çocuk sahibi olmayı ertelemekte ya da tamamen vazgeçmektedir.DOĞURGANLIK HIZININ DÜŞMESİ ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ TEHDİT EDİYORTürkiye’de son yıllarda nüfus artış hızının belirgin şekilde düşmesi, ülkemizin demografik yapısında uzun vadeli ve ciddi değişimlerin yaşanabileceğine işaret etmektedir. TÜİK verilerine göre toplam doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 çocuk seviyesindeyken, 2024 yılında 1,48’e kadar gerilemiştir. Nüfusun kendini yenileme düzeyi olarak kabul edilen 2,1 seviyesinin altına düşen doğurganlık hızının, mevcut ekonomik koşullar devam ettiği takdirde ilerleyen yıllarda Avrupa Birliği ortalamasının da altına gerilemesi kaçınılmaz görünmektedir. Doğurganlık oranlarındaki bu düşüş yalnızca nüfus artışının yavaşlaması anlamına gelmemekte; aynı zamanda gelecekte iş gücü kaybı, sosyal güvenlik sistemine artan yük, yaşlı nüfus oranının yükselmesiyle birlikte sağlık ve bakım harcamalarında ciddi artışlar gibi ekonomik ve sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir.Bu durum yalnızca bireysel bir tercih meselesi değil, aynı zamanda ülkemizin geleceğini ilgilendiren önemli bir toplumsal sorundur. Bir zamanlar genç ve dinamik nüfus yapısıyla öne çıkan ülkemizin, yeniden güçlü bir demografik yapıya kavuşabilmesi için kamu çalışanlarının ekonomik refahının artırılması zorunludur.KAMU ÇALIŞANLARININ ÜCRET DÜZEYİNİ ARTIRMAK ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASIDIRBu kapsamda yalnızca maaş artışları değil, kamu çalışanlarına verilen eş ve çocuk yardımlarının da günümüz ekonomik şartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi ve aylık bağlama oranlarının yükseltilerek emekli aylıklarının artırılması gerekmektedir. Aile yapısının korunması, genç nüfusun desteklenmesi ve çalışanların sosyal refahının güçlendirilmesi adına eş ve çocuk yardımlarının artırılması artık bir zorunluluk hâline gelmiştir.UZUN VADELİ ÇÖZÜMÜN YOLU BAĞIMSIZ SENDİKAL MÜCADELEDEN GEÇERToplu sözleşme masasına oturtulan ve kamu çalışanlarının haklarını korumakla sorumlu olduğunu iddia eden sözde sendikaların, politik ve gelecek kaygılarını bir kenara bırakarak ülkemizin geleceğini tehdit eden bu önemli soruna karşı gerçekçi ve kalıcı çözümler üretmesi gerekmektedir. Kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sıkıntılar görmezden gelinerek sürdürülen politikaların, yalnızca çalışan kesimi değil, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik geleceğini de olumsuz etkilediği açıktır. Bu nedenle tüm sendikalar, kamu çalışanlarının refahını artıracak adımların atılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için samimi ve ortak bir mücadele ortaya koymalıdır.Kamu çalışanlarının insanca yaşayabilecek ücret seviyesine ulaşması, kira ve barınma sorunlarının çözülmesi, aile destek politikalarının güçlendirilmesi ve genç çalışanların gelecek kaygısının giderilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Aksi hâlde doğurganlık hızındaki düşüş daha da derinleşecek ve ülkemizin genç nüfus avantajı hızla kaybolacaktır.
Sayı: GM.06-MS-509.396.03/833 11.06.2026Konu: Yeni Forma UygulamasıT.CSAĞLIK BAKANLIĞIYönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’neANKARABakanlığınız tarafından sağlık çalışanlarının kullanımına sunulan yeni forma uygulamasına ilişkin üyelerimizden ve sağlık çalışanlarından gelen yoğun geri bildirimler doğrultusunda görüş ve taleplerimizi bilgilerinize sunuyoruz.Sağlık hizmetleri; günün 24 saati kesintisiz sürdürülen, yüksek dikkat, yoğun fiziksel hareketlilik ve ağır çalışma koşulları gerektiren bir kamu hizmetidir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının kullandığı iş kıyafetlerinin belirlenmesinde çalışanların görüşlerinin alınması, ergonomi, hijyen, dayanıklılık ve mesleki ihtiyaçların esas alınması zorunludur.Ancak sahadan sendikamıza ulaşan değerlendirmeler, yeni forma uygulamasının mevcut haliyle sağlık çalışanlarının beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu göstermektedir.Şöyle ki;1. Kumaş Kalitesine İlişkin SorunlarKumaşların hava geçirgenliğinin yetersiz olduğu,Terlemeyi artırdığı ve uzun süreli kullanımda konfor sağlamadığı,Yoğun kullanım ve sık yıkama sonrasında deformasyona uğrayabileceği,Sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına uygun dayanıklılık göstermediği,Çalışan sağlığı ve iş güvenliği açısından yeterli teknik değerlendirmeden geçirilmediği,Kumaşın ince yapısı nedeniyle iç giyimin dışarıdan belli olduğu yönünde yoğun geri bildirimlerin bulunduğu,Kadın sağlık çalışanlarında mahremiyet açısından rahatsızlık oluşturabilecek şekilde iç giyim unsurlarının görünür hale geldiği,Erkek personelde ise atlet ve iç kıyafetlerin dışarıdan görünmesi nedeniyle kurumsal görünümü olumsuz etkileyen durumlar oluştuğu. 2. Renk Uygulamasına İlişkin SorunlarMeslek gruplarına göre belirlenen renklerin ekip ruhunu ve kurumsal bütünlüğü olumsuz etkileyebileceği,Sağlık çalışanları arasında ayrıştırıcı bir görünüm oluşturabileceği,Bazı renklerin çalışma ortamları açısından uygun olmadığı,Çalışanların görüş ve önerileri alınmadan belirlenmiş olması nedeniyle benimsenmediği,Sağlık teknikerleri için seçilen açık tonlu renklerin, çalışma ortamındaki biyolojik riskler açısından uygun bulunmadığı,Açık renklerin kan, vücut sıvıları ve benzeri biyolojik materyalleri belirgin şekilde göstermesi nedeniyle çalışanlarda rahatsızlık ve tedirginlik oluşturduğu,Kadın çalışanların özel dönemleri de dikkate alındığında, açık renklerin kullanımının ek zorluklar doğurduğu,Bu durumun çalışanların özgüveni ve iş ortamındaki psikolojik rahatlığı üzerinde olumsuz etki oluşturabileceği,Çalışma koşullarına daha uygun koyu tonların tercih edilmesi gerektiği yönünde görüşlerin bulunduğu.3. Katılımcılık İlkesine AykırılıkDüzenleme sürecinde sağlık çalışanlarının, sendikaların ve meslek örgütlerinin görüşlerine başvurulmadığı,Karar alma sürecinin katılımcı bir anlayışla yürütülmediği,Uygulama öncesinde yeterli pilot çalışma ve saha değerlendirmesi yapılmadığı4. Forma Temini ve Hijyen KoşullarıSağlık çalışanlarının enfeksiyon, biyolojik risk ve çeşitli kirleticilere sürekli maruz kaldığı,Forma değişim sıklığının yetersiz kalmasının çalışan sağlığı ve hasta güvenliği açısından risk oluşturabileceği,Temizlik ve sterilizasyon süreçlerine ilişkin yeterli kurumsal düzenlemelerin bulunmadığı,Özellikle genel cerrahi gibi birimlerde çalışan tıbbi sekreterlerin zaman zaman poliklinik süreçlerine destek vermesi nedeniyle, kıl dönmesi, hemoroid ve benzeri vakalarda yapılan müdahaleler sırasında kan ve vücut sıvılarının çalışanlara sıçrama riski bulunduğu,Açık renkli formaların bu tür durumlarda kirlenmeyi daha görünür hale getirdiği ve bunun çalışan üzerinde psikolojik baskı oluşturduğu,Bu nedenle forma tasarımında hem hijyen hem de çalışma ortamı risklerinin yeterince dikkate alınmadığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.Sağlık çalışanlarının çalışma yaşamını doğrudan etkileyen bu denli önemli bir düzenlemenin çalışanların iradesi ve görüşleri yok sayılarak hayata geçirilmesi asla kabul edilemez.Bu itibarla Hürriyetçi Sağlık Sen olarak;1-Yeni forma uygulamasının mevcut haliyle yürürlüğe konulmaması ve geri çekilmesini,2-Çalışan temsilcilerinin, sendikaların, meslek örgütlerinin ve ilgili uzmanların katılımıyla yeni bir değerlendirme sürecinin başlatılmasını,3-Kumaş kalitesi, ergonomi, kullanım kolaylığı ve hijyen kriterlerinin bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesini,4-Meslek gruplarına göre belirlenen renk uygulamasının çalışanların görüşleri alınarak yeniden düzenlenmesini,5-Uygulamanın ülke genelinde hayata geçirilmesinden önce farklı sağlık tesislerinde pilot çalışmalar yapılarak çalışan memnuniyetinin ölçülmesini,6-Sağlık çalışanlarına yılda en az dört kez forma temin edilmesini veya forma temizliği ve sterilizasyonunun kurumlar tarafından ücretsiz olarak karşılanmasını talep ediyoruz.Gereğini bilgilerinize arz/rica ederim. Muhammet BİRİNCİ Genel Başkan
Ocak 2026 itibarıyla kamu çalışanlarına reva görülen %11’lik ücret zammı ve 1000 TL, enflasyonun karşısında erimeye devam etmektedir. Yılın ilk beş ayında oluşan %16,60 düzeyindeki enflasyonun gerisinde kalan kamu çalışanlarının ücretleri yaklaşık % 5 oranında reel olarak erimiştir.Milyonlarca kamu çalışanı, artan hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon karşısında geçim mücadelesi vermeye devam etmektedir. TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılının ilk beş aylık ısmarlama enflasyon verileri, kamu görevlilerine yapılan ücret artışlarının fiyat artışlarının gerisinde kaldığını ve çalışanların alım gücünde ciddi kayıplar yaşandığını ortaya koymaktadır.Kamu çalışanlarına yıl başında yapılan maaş artışları, temel tüketim maddeleri, gıda, kira, ulaşım, enerji ve eğitim gibi zorunlu harcama kalemlerinde yaşanan yüksek fiyat artışlarını karşılamaktan uzak kalmıştır. Açıklanan enflasyon rakamları karşısında maaşlar reel olarak gerilemiş, kamu çalışanlarının satın alma gücü her geçen ay biraz daha azalmıştır.Özellikle sabit gelirle yaşamını sürdüren kamu görevlileri, gelirlerindeki artışın günlük yaşam maliyetlerindeki yükselişi telafi edememesi nedeniyle ekonomik olarak zorlanmaktadır. Çalışanlarımızın maaşları daha cebine girmeden erimekte, refah seviyeleri düşmekte ve geçim sıkıntıları derinleşmektedir.Kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde sürdürülebilmesi, çalışanların ekonomik ve sosyal açıdan güvenceli bir yaşam sürmesine bağlıdır. Ancak mevcut ücret politikaları, kamu çalışanlarının emeğinin karşılığını almasını sağlayamamaktadır. Enflasyon karşısında yaşanan kayıpların telafi edilmemesi, çalışanların motivasyonunu ve çalışma barışını da olumsuz etkilemektedir.Bu nedenle;Kamu çalışanlarının enflasyon nedeniyle uğradığı gelir kayıpları gecikmeksizin telafi edilmelidir.Maaş artışları yalnızca gerçekleşen enflasyona göre değil, refah payını da içerecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.Toplu sözleşme mekanizması, çalışanların ekonomik gerçeklerini yansıtacak biçimde güçlendirilmelidir.Kamu görevlilerinin yaşam standartlarını koruyacak kalıcı ve adil ücret politikaları hayata geçirilmelidir.Kamu çalışanları, ülkemizin kamu hizmetlerini fedakârca yürüten temel unsurudur. Emeğin değersizleştirilmediği, çalışanların enflasyon karşısında korunabildiği ve insanca yaşam koşullarının sağlandığı bir ücret politikasının oluşturulması iktidarın ve toplu sözleşme masasına katılan sendikaların temel sorumlulukları arasında yer almaktadır
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından başlatılan Sosyal Risk Haritası uygulamasına ilişkin Hürriyetçi Sağlık-Sen Genel Merkezi olarak yaptığımız kapsamlı değerlendirme sonucunda, sahada tespit edilen sorunların çözümü amacıyla Bakanlığa resmi başvurumuzu gerçekleştirdik.Ayrıca, sendikamız bünyesinde oluşturulan “Sosyal Hizmet Komisyonu”nun Bakanlık yetkilileri ile görüşme yapabilmesi için randevu talebinde bulunduk.Konuya ilişkin Genel Merkezimiz tarafından ilgili bakanlığa yazılan yazıda yer verilen hususlar aşağıdadır:Bilindiği üzere, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen Sosyal Risk Haritaları çalışmaları; kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve engelli bireylerin bakım ihtiyacı gibi kritik sosyal alanlarda risklerin erken tespiti açısından önemli bir işlev üstlenmektedir. Bu yönüyle, koruyucu ve önleyici sosyal hizmet politikalarının geliştirilmesi adına kıymetli bir araçtır.Ancak sahadan gelen geri bildirimler, uygulamanın mevcut haliyle ciddi sorunlar barındırdığını açıkça ortaya koymaktadır.Özellikle çocuk kuruluşlarında görev yapan personelin; korunma ihtiyacı olan çocuklar, suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) ve yüksek risk grubundaki bireylerle yürüttüğü yoğun ve hassas çalışmalar göz önüne alındığında, aynı personelin ek olarak saha görevleriyle yükümlendirilmesi ciddi bir iş yükü artışına neden olmaktadır. Bu durum yalnızca çalışanların tükenmişlik riskini artırmakla kalmamakta; aynı zamanda çocuklara sunulan hizmetin niteliğini ve sürekliliğini de olumsuz etkilemektedir.Çocuk evleri sitesi ve ihtisaslaştırılmış kuruluşlarda görev yapan personelin asli sorumluluğu; çocukların güvenliğini sağlamak, rehabilitasyon süreçlerini yürütmek ve sosyal uyumlarını desteklemektir. Bu kritik görevler yüksek dikkat, süreklilik ve kurumsal istikrar gerektirirken; personelin yoğun saha çalışmalarına yönlendirilmesi kurum içi işleyişte aksamalara ve risklere yol açmaktadır.Öte yandan, kamu hizmetlerinin etkin, sürekli ve düzenli şekilde yürütülmesi esastır. Ancak mevcut uygulamada görev dağılımı ve planlamanın bu ilkeye uygun şekilde yapılmadığı görülmektedir. Personel yetersizliği, artan iş yükü ve yetersiz destek mekanizmaları; hem çalışan verimliliğini düşürmekte hem de sunulan kamu hizmetinin kalitesini zedelemektedir.Sahada görev yapan personelin karşı karşıya kaldığı sorunlar yalnızca iş yükü ile sınırlı değildir. Güvenlik riskleri, mesleki itibarın korunamaması, kadın çalışanların karşılaştığı zorluklar ve teşvik edici mekanizmaların eksikliği gibi pek çok yapısal problem, uygulamanın sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirmektedir.Bu kapsamda öne çıkan başlıca sorunlar şunlardır:• Saha görevlerinde personelin güvenliğinin yeterince sağlanamaması, • Rutin hizmetlerde aksaklıkların yaşanması, • Personel yetersizliği ve iş yükü dengesizliği, • Risk tazminatı gibi teşvik edici ödemelerin bulunmaması, • Sahadaki sorunlara yönelik kurumsal destek mekanizmasının eksikliği, • Mesleki itibarın korunmasına yönelik önlemlerin yetersizliği, • Görev, yetki ve sorumlulukları açıkça belirleyen yasal çerçevenin bulunmaması, • Kadın çalışanların sahadaki özel sorunlarına yönelik tedbir eksikliği, • Uygulamanın kişisel cihazlar üzerinden yürütülmesinin doğurduğu hukuki ve ekonomik riskler, • Görevlendirmelerin yazılı ve hukuki dayanak olmaksızın yapılması. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Sosyal Risk Haritaları çalışmaları doğru bir hedefe yönelmiş olsa da, mevcut uygulama biçimiyle sürdürülebilir değildir.Bu nedenle;• Çocuk kuruluşlarında görev yapan personelin bu kapsamda görevlendirilmesinin yeniden değerlendirilmesi, • Uygulamanın hizmetleri aksatmayacak şekilde planlanması, • Personel kapasitesine uygun görevlendirme yapılması, • Saha çalışanları için güvenlik, teşvik ve hukuki altyapının güçlendirilmesi, • Tüm süreçlerin açık, yazılı ve mevzuata uygun şekilde yürütülmesi zorunludur. Aksi halde, hem çalışanlar hem de hizmet sunulan dezavantajlı gruplar açısından telafisi güç sonuçlar doğacaktır.
Kamu personel sistemine ilişkin önemli mekanizmalardan biri olan Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantısı 22.04.2026 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Ancak, mevzuatta açıkça tanımlanmış görev ve yetkilerine rağmen uygulamada yandaş sendikalar tarafından bir gösteri alanına dönüştürüldüğü görülmektedir. Bugüne kadar yapılan toplantılar ve bu toplantılarda gündeme getirilen hususlar, kurulun asli işlevinden uzaklaşarak adeta kamuoyuna mesaj veren bir platforma dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır KPDK’NIN HUKUKİ DAYANAĞI VE AMACIKPDK’nın görev ve yetkileri, “Toplu Sözleşme Görüşmelerinin Yapılma Usul ve Esasları ile ilgili Yönetmelik” çerçevesinde belirlenmiştir. Yönetmeliğin 12. maddesinin 4. fıkrası oldukça nettir: Toplu sözleşme kapsamı dışında kalan ve kamu personel sistemini genel olarak ilgilendiren konular bu kurulda değerlendirilmelidir.Bu düzenleme, KPDK’nın bir “toplu pazarlık masası” değil, daha geniş perspektifte politika üretme, değerlendirme ve danışma organı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.GÖREV TANIMI İLE UYGULAMA ARASINDAKİ ÇELİŞKİKPDK’nın görevleri incelendiğinde; politika üretimine katkı sağlamak, kamu yönetimi ile sendikalar arasında iş birliğini güçlendirmek, mevzuat çalışmalarını izlemek ve değerlendirmek gibi stratejik roller üstlendiği görülmektedir. Ayrıca uluslararası gelişmeleri takip etmek, komisyonlar kurmak ve çözüm üretmek gibi daha teknik ve yapısal sorumluluklar da bu kurulun görev alanına dahildir.Ancak uygulamada tablo oldukça farklıdır. Bugüne kadar gerçekleştirilen toplantılarda, konfederasyonların çoğu zaman kurulun gündeminin dışına çıkarak toplu sözleşme kapsamına giren talepleri dile getirdiği görülmektedir. Bu durum, hem kurulun işlevini zayıflatmakta hem de kamuoyunda yanlış bir algı oluşturmaktadır.“DANIŞMA KURULU” MU, “GÖSTERİ ALANI” MI?KPDK toplantılarının yandaş sendikaların adeta bir tür “siyasi ve sendikal vitrin” haline geldiği ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Prof. Dr. Vedat Işıkhan tarafından da buna zemin hazırlandığı apaçık ortadadır. Çalışanların sorunlarının dile getirilmesi elbette önemlidir; ancak bunun yeri ve zemini mevzuatta açıkça belirlenmiştir. Toplu sözleşme masalarında mücadele kararlılığını ortaya koyamayan yandaş konfederasyonlar çalışanların sorunlarını KPDK’da mı çözeceklerKPDK’nın amacı; yıllardır çözüm bekleyen taleplerin dile getirildiği bir platform olmaktan ziyade, sistemsel sorunların ele alındığı, çözüm önerilerinin geliştirildiği ve uzun vadeli politikaların şekillendirildiği bir danışma mekanizmasıdır.BAKANLIĞIN ROLÜ VE SORUMLULUĞUBurada dikkat çeken en önemli hususlardan biri, toplantılara başkanlık eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın tutumudur. Mevzuata aykırı biçimde gündem dışına çıkılmasına müdahale edilmemesi, hatta buna zemin hazırlanması, sürecin bilinçli şekilde sabote edildiği ve yandaş sendikaların kamuoyuna ve çalışanlara mesaj verme amacıyla bu ortamdan faydalanmasına imkân tanındığı yönünde bir izlenim oluşturmaktadır.Eğer KPDK gerçekten işlevsel bir yapı olacaksa, öncelikle toplantı disiplininin sağlanması ve gündemin mevzuata uygun şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bu kurul, çözüm üreten bir mekanizma olmaktan uzaklaşıp sembolik bir platforma dönüşmeye devam edecektir.AMAÇTAN SAPMA VE GÜVEN SORUNUGeldiğimiz noktada KPDK’nın en büyük sorunu, amaç ile uygulama arasındaki kopuştur. Mevzuat açık, görevler net olmasına rağmen uygulamada farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır.Bu durum sadece kurulun etkinliğini azaltmakla kalmamakta, aynı zamanda kamu çalışanlarının temsil edildiğine dair güveni de zedelemektedir.Gerçek bir danışma kurulunun işlevsel hale getirilmesi için, gerekli durumlara bağlı kalmaksızın tüm kamu kurumlarından üst düzey temsilcilerinin de iştirak edeceği bir toplantı zemininde gündem disiplinine uyulmalı, toplu sözleşme ile danışma mekanizması ayrımı korunmalı, kurul, stratejik bir akıl platformu olarak yeniden konumlandırılmalıdır Aksi halde KPDK, adı “danışma kurulu” olsa da, pratikte bir “yeni tiyatro sahnesi” olmaya devam edecektir.
Hürriyetçi Sağlık-Sen 2. Olağan Kurultayı coşkulu ve “Bağımsız Sendikal Mücadele” kararlılığı içerisinde 11-12 Nisan 2026 tarihinde Akar Otelde gerçekleştirildi. Genel başkanımız Muhammet Birinci güven tazeledi.Hürriyetçi Sağlık Sen Genel Merkezinin 2. Olağan Kurultayı 11-12 Nisan 2026 Tarihinde delegelerin ve misafirlerin katılımı ile coşkulu bir şekilde gerçekleştirildi. Divan başkanlığına YİK başkanı Mustafa ELDEMİR, başkan yardımcılığına eski MYK üyesi Ahmet UÇAR, Katip üyeliğine Sendika basın danışmanı Can GÜNEŞ seçildi. Gündemde sıra dışı bir uygulama olarak dikkat çeken ve Yıldırım KOÇ tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Sendika, Siyaset ve Bürokrasi ilişkilerinin Etkileri ve Bağımsız Sendikal Mücadelenin Önemi” konulu konferansın ardından gündeme ilişkin maddeler görüşüldü.Hürriyetçi Sağlık Sen’in kurucuları arasında yer alan ve genel kurulda aday olmayan Cemalettin AĞIL, Osman ERDİR ve Ahmet UÇAR’a plaket takdim edildi.Kurultayda bir konuşma yapan Hürriyetçi Sağlık-Sen Genel Başkanı Muhammet Birinci, bağımsız sendikal mücadelenin yalnızca bir sendikal tercih değil; kamu çalışanlarının emeğini, onurunu, geleceğini ve haklarını korumanın en güçlü ve en meşru yolu olduğunu vurguladı.Muhammet Birinci konuşmasında, Hürriyetçi Sağlık-Sen’in kuruluş felsefesinin; bağımsızlık, adalet, liyakat, emek mücadelesi ve toplumsal sorumluluk ilkeleri üzerine inşa edildiğini ifade etti. Sendikanın ilham kaynağının, Cumhuriyetin kurucu iradesi, millet egemenliği anlayışı ve hak mücadelesi geleneği olduğunu belirten Birinci, bu ruhun yalnızca geçmişe ait bir miras değil, bugün de kamu çalışanlarının hak arama mücadelesine yön veren güçlü bir rehber olduğunu söyledi.Birinci, Hürriyetçi Sağlık-Sen’in büyümesini hiçbir siyasi güce, hiçbir vesayet odağına ve hiçbir çıkar grubuna borçlu olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:“Hürriyetçi Sağlık-Sen gücünü makamdan, iktidardan ya da himayeden değil; sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının alın terinden, üyelerimizin iradesinden, haklı mücadelemizin meşruiyetinden ve bağımsız sendikal duruşumuzdan almaktadır. Biz, üyelerimizin iradesini esas alan, bedel ödemekten çekinmeyen, hakkı savunmayı görev bilen bir anlayışın temsilcisiyiz.”Genel kurulda, kamu çalışanlarının yıllardır çözülemeyen yapısal sorunları da ayrıntılı biçimde gündeme getirildi. Muhammet Birinci, özellikle toplu sözleşme süreçlerinin çalışanların beklentilerini karşılamaktan uzak kaldığını, yetkili sendikaların kamu çalışanlarının temel sorunlarında etkili bir mücadele ortaya koyamadığını söyledi.Açıklamada öne çıkan başlıca sorun alanları şu şekilde sıralandı:• Enflasyon karşısında eriyen maaşlar ve alım gücü kaybı,• Yoksulluk sınırının altında kalan ücret politikaları,• Gelir vergisi dilimlerinden kaynaklanan adaletsizlikler,• Emeklilikte maaş bağlama oranı mağduriyetleri,• Ek ödeme kalemlerinin emekliliğe yansıtılmaması,• 3600 ek gösterge düzenlemesindeki eksiklikler,• Yardımcı hizmetler sınıfı çalışanlarının çözüm bekleyen sorunları,• Büyükşehirlerde görev yapan kamu çalışanlarının artan kira yükü,• Aile ve çocuk yardımlarının yetersizliği,• Liyakat ilkesinin zedelenmesi ve iş yerlerinde artan baskı ortamı.Birinci, kamu çalışanlarının hak kayıpları karşısında sessiz kalan anlayışın sendikal temsil iddiasını kaybettiğini belirterek, kamu emekçilerinin artık göstermelik mücadeleye değil, sahici ve bağımsız bir sendikal iradeye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.Hürriyetçi Sağlık-Sen’in bundan sonraki süreçte izleyeceği sendikal vizyona da değinen Birinci, şu taahhütlerde bulundu:• Üyelerin iradesini merkeze alan demokratik sendikacılık anlayışını güçlendirmek,• Hukuksuzluk, mobbing ve keyfi uygulamalara karşı kararlı mücadele yürütmek,• Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının mesleki itibarını korumak,• Kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını geliştirmek,• İş yerlerinde kutuplaşma yerine huzur ve iş barışını tesis etmek,• Kamu kaynaklarının adil kullanımını savunmak,• Sendikal bağımsızlığı ülke genelinde büyütmek.Muhammet Birinci, Hürriyetçi Sağlık-Sen’in hiçbir üyeyi yalnız bırakmayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:“Hiçbir üyemizi baskı karşısında çaresiz bırakmayacağız. Hiçbir kamu çalışanını hukuk dışı uygulamalar karşısında yalnız bırakmayacağız. Kamu çalışanlarının emeğini siyasetin gölgesine teslim etmeyeceğiz. Çünkü biz, emeğin onurunu savunmayı bir sorumluluk, bağımsız sendikacılığı ise bir karakter meselesi olarak görüyoruz.”Açıklamanın sonunda, bağımsız sendikal mücadelenin büyümesiyle birlikte çalışanların söz ve karar hakkının güçleneceği, demokrasinin daha da derinleşeceği ve kamu çalışanlarının hak arama kültürünün daha sağlam temeller üzerinde yükseleceği vurgulandı.Hürriyetçi Sağlık-Sen olarak; sağlık ve sosyal hizmet çalışanları başta olmak üzere tüm kamu çalışanlarının haklarını korumak, çalışma hayatında adaleti tesis etmek ve bağımsız sendikal mücadeleyi ülkemizin her köşesine taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.Genel kurulun ikinci gününde yapılan seçim neticesinde yönetim kurulu oluşturulmuş olup, Genel Başkanlığa Muhammet Birinci, Genel Sekreterliğe Ömer Çeker, Genel Başkan Yardımcılıklarına ise Turan Çavdar, Selma Uyanık, Süleyman Uyanık, Kemal Sargın ve Fatih Sarıkaya getirilmiştir.
Sendikamızın “TAM BAĞIMSIZ SENDİKAL MÜCADELE” misyonunu yaygınlaştırmak amacıyla belirlediğimiz çalışma programı çerçevesinde; Sağlık Bakanlığı-Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü/Sağlık Meslekleri Daire Başkanı sayın Uzm. Dr. Erkan SANMAK ve Tıp ve Uzmanlık Eğitimi Daire Başkanı sayın Dr Mustafa KOSDAK’ı makamlarında ziyaret ettik. Ziyarette ayrıca, ilgili daire başkanlıklarının görev alanı dahilinde bulunan hizmetlerde sağlık çalışanlarının karşılaştığı sorunlar ve yapılacak yasal düzenlemelerle ilgili görüş alış verişinde bulunduk. Oldukça verimli geçen görüşmelerimizde nazik kabulleri için daire başkanlarımıza teşekkür ediyoruz.
Sendikamızın “TAM BAĞIMSIZ SENDİKAL MÜCADELE” misyonunu yaygınlaştırmak amacıyla belirlediğimiz çalışma programı çerçevesinde; Sağlık Bakanlığı-Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü/Sağlık Meslekleri Daire Başkanı sayın Uzm. Dr. Erkan SANMAK ve Tıp ve Uzmanlık Eğitimi Daire Başkanı sayın Dr Mustafa KOSDAK’ı makamlarında ziyaret ettik. Ziyarette ayrıca, ilgili daire başkanlıklarının görev alanı dahilinde bulunan hizmetlerde sağlık çalışanlarının karşılaştığı sorunlar ve yapılacak yasal düzenlemelerle ilgili görüş alış verişinde bulunduk. Oldukça verimli geçen görüşmelerimizde nazik kabulleri için daire başkanlarımıza teşekkür ediyoruz.
Hürriyetçi Sağlık – Sen Kocaeli Şube 1. Olağan Genel Kurulunu 14 Şubat 2026 tarihinde . MÜSİAD’da yaptı.Genel kurula Genel Başkanı Muhammet Birinci, ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.
Zafer Partisinin 18.01.2026 tarihinde Ankara’da düzenlediği “Sağlık Çalıştayı”na katılarak sağlık hizmetlerinin organizasyon yapısında ve sağlık hizmeti sunumunda karşılaştığımız temel sorunlar hakkında görüş ve önerilerimizi sunduk
Devamını oku
01 / 01
YAYINLARIMIZ
SENDİKA DEDİĞİN BAĞIMSIZ OLUR
Yayınlar
SENDİKA DEDİĞİN BAĞIMSIZ OLUR
Yayınlar
Kamu Çalışanlarına Açık Çağrımdır
Yayınlar
HÜRRİYETÇİ SAĞLIK SEN
Yayınlar
Sarı ve Yandaş Sendikalara Yeter Artık Dİyoruz
Yayınlar
Kaymakam Burak Akeler Türk Milletin Tercümanı Olmuştur
Hürriyetçi Sağlık Sen genel başkanı Muhammet Birinci, TÜİK’in haziran ayı enflasyon oranının açıklanması ile kamu çalışanlarının netleşen Temmuz maaş artışları konusunda bir basın açıklaması yaparak iktidarı ve toplu sözleşmeye katılan sendikaları sorumlu tuttu. Birinci açıklamasında kamu çalışanlarının ücretlerinin kişi başına düşen milli gelire göre artırılmasını istedi.MAAŞLAR ERİYOR TÜİK, İKTİDAR VE YETKİLİ SENDİKA ORTAKLIĞIYLA MEMURA SEFALET DAYATILIYOR!TÜİK’in çarşı-pazarın ve mutfağın gerçeklerinden tamamen kopuk ısmarlama Haziran ayı enflasyon verileriyle, kamu çalışanlarına reva görülen Temmuz ayı maaş zammı tiyatrosu bir kez daha sahnelenmiştir.Açıklanan düzmece verilere göre; %6.52 enflasyon farkı ve toplu sözleşmedeki %7’lik komik artışla birlikte, kamu çalışanlarının ücretlerine toplamda %13.52 oranında bir artış yapılacaktır.Hürriyetçi Sağlık-Sen olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu bir zam değil; siyasi iktidarın, TÜİK’in ve masada memuru satan yetkili sendikanın ortaklaşa vebalini taşıdığı bir hak gaspıdır!Halkın enflasyonunu gizleyip talimatla veri açıklayan TÜİK, memurun cebindeki parayı iktidarın politikalarına göre formüllerle çalmaktadır.ALGI GERÇEKLERİN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZ:Bir takım çevreler, enflasyon farkını sanki bir "müjde" ya da "zam" gibi sunarak kamuoyunda memura çok para veriliyormuş algısı yaratmaktadır. Oysa yapılan bu artışla memur, yoksulluk sınırının fersah fersah altında açlığa mahkûm edilmektedir.TOPLU SÖZLEŞMEYE KATILAN SENDİKALAR SORUMLULUK ALMIYOR:Toplu sözleşme masasında memurun hakkını, emeğini üç kuruşa teslim eden; sarı sendikacılıkla iktidarın kapıkulu haline gelen malum yetkili sendika, bu sefaletin en büyük ortağıdır. İşverenin verdiğine rıza gösteren, memur enflasyon altında ezilirken koltuk sevdasına düşen toplu sözleşme sendika heyeti, kamu çalışanlarının sırtındaki en büyük yüktür!HAKLARIMIZ ÜÇ AYDA BUHAR OLUYOR, MEMUR CEPTEN HARCIYOR!Ocak ve Temmuz aylarında yapılan, o çok övündükleri artışlar daha üçüncü aya ulaşmadan enflasyon canavarı karşısında eriyip buhar olmaktadır. Kamu çalışanları bir sonraki zam dönemine kadar sürekli borçlanmakta, cepten harcamaktadır. Altı ay geriden gelen enflasyon farkı, memurun aylar önce kaybettiği alım gücünü telefi etmekten acizdir.HÜRRİYETÇİ SAĞLIK-SEN OLARAK TALEPLERİMİZ NET VE AÇIKTIR:Kamu çalışanlarının insanca yaşayabileceği bir ücret düzenine kavuşması için bu sefalet düzenine derhal son verilmelidir:Enflasyon Farkı Aylık Ödenmelidir:Şaibeli TÜİK verileri değil; bağımsız, bilimsel ve özel kuruluşların verileri baz alınmalı, kayıplarımız aylık olarak maaşlara yansıtılmalıdır.Mutlaka Refah Payı Verilmelidir:Memur, ülkenin büyümesinden payını almalıdır. Alım gücünü yükseltmek için maaşlara net refah payı eklenmelidir.Ücretler Milli Gelire Oranlanmalıdır:Memurun maaşı, iktidarın insafına veya TÜİK'in manipülasyonuna göre değil, milli gelire oranlanarak adil bir şekilde belirlenmelidir.
Sırtını iktidara, iktidarın himayesindeki idarecilere yaslayan sendikalar ne yazık ki, kamu çalışanlarının ve emeklilerinin yoksullaştırılmasına aracılık etmektedir.
Başhekimlik makamı çözüm üretme makamıdır. Başhekimin, çalışanların sorunlarını mevzuat hükümleri çerçevesinde çözüme kavuşturma gibi bir sorumluluğu ve zorunluluğu vardır.
VİDEO GALERİ
Video
6 Şubat Depremi Yüzyılın felaketi
Video
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü
Video
Genel Başkan Muhammet BİRİNCİ önemli açıklamalar!!!!
Video
Cumhuriyetimizin 100.yılına Özel Video
Video
10 kasım Unutmadık , Unutmayacağız , Unutturmayacağız.
Video
Sağlıkta Şiddete Hayır!!!
Video
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
FOTO GALERİ
Sendikamızdan
Sendikamızdan
Sendikamızdan
Ziyaretlerimiz
Saha Çalışmalarımız
Saha Çalışmalarımız
Galeri 7
Galeri 8
Galeri 9
Galeri 10
Galeri 11
Galeri 12
Galeri 13
Galeri 14
Galeri 15
Galeri 16
Galeri 17
Galeri 18
Galeri 19
Galeri 20
Galeri 21
SOSYAL MEDYADA BİZ
Bizi takip edin, güncel gelişmelerden haberdar olun.